Düşündümüz mü ? Hepsi tuhaf bir şekilde birbirlerine benzemiyorlar mı bu yüzlerin ? Bu kişileri tıpkı derinden derine birbirlerine bağlayan o görünmez bağ gibi, yüzlerini de birbirine benzeten bir şey yok mu sizce ? Sessizlerin, anlatmayı bilmeyenlerin , kendini dinletemeyenlerin , önemli gözükmeyenlerim, dilsizlerin, o iyi cevabı hep olaydan sonra evde düşünenlerin, insanların hikayelerini merak etmediği o kişilerin yüzleri diğerlerinden daha anlamlı daha dolu değil mi ? Sanki anlatamadıkları hikayelerin harfleriyle kaynaşıyor bu yüzler, sanki sessizliğin , ezikliğin , hatta yenilginin işaretleri var onlarda. Kendi yüzünüzü de düşünmüştünüz değil mi bu yüzlerin içinde ? Ne kadar kalabalığız hepimiz, ne kadar acıklıyız hepimiz; ne kadar çaresiziz çoğumuz !
Denizciler suyun, yelin, bulutun, şimşeğin, dalganın çok güçlü, insanınsa aşırı derecede aciz olduğunu bilerek yaşadıkları için doğaya karşı kent insanlarından daha saygılıdırlar.
Beyniniz yeterli pratikle, belli sonuçların habercisi işaretleri bilinçli olarak düşünmeden yakalar.
Alışkanlıklarımız otomatikleşince ne yaptığımıza dikkat etmeyi bırakırız.
Davranış değişikliği süreci her zaman farkındalıkla başlar.Alışkanlıklarımızı değiştirmeden önce onların farkında olmalısınız.
İşaret etme ve seslenme, eyleminizi sözle ifade ederek bilinçsiz bir davranışla ilgili farkındalığınızı daha bilinçli bir seviyeye yükseltmenizi sağlar.
Affetmenin gerçek anlamı, kendinizi affetmektir.Affetmek düşüncelerinizin ilahi uyum yasasıyla aynı doğrultuda olmasıdır.Kişinin kendi kendini kınamasına cehennem denir (esaret ve kısıtlama); affetmeye ise cennet denir( uyum ve huzur )