Elif A.

Elif A.
@SeyyahElif
Gerçek ve derin müminde akıl
Evet, her şey, akılla anlaşılmak işidir; anlamanın esası da anlamadığını anlamak ve Allahın sınırına baş eğmektir. Anlamadığını yine akıl anlıyacaktır. Peygamberlerden sonra dünyada en büyük baş Hazret-i Ebu Bekr’in ölçüsü: "İdrakin aczini idrak etmektir ki, idraktir" ... Aklın hududu üzerindeki, bu inceler incesi hikmeti, Garp felsefesi, nihayet 20 nci asırda filozof Bergson’u yetiştirerek yine akılla tesbit etti. Filozof Bergson’a "Sen aklı tahrip ettin" diyen akılcılara karşı cevap şudur: "Demek ki, aklın nihaî hamlesi ve en geniş nezaret ufku, kendi hiçliğini kavramak ve kendi kendisini tahrip etmekmiş!..." Garp, İslâmiyetin getirdiği bu ezelî hakikate, binlerce yıldır, sendeleye sendeleye henüz bugün varmış gibidir. Sadece varmış gibidir, zira aslî nasipten mahrumdur.
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
İsa Peygamberin sâf ve kâmil imanını üçüzleyen Batı, kendi tahlilini de üç unsura irca ederken, Eski Yunan ve Roma putlarından aldığı ilhamla, daima satıh üzerinde ve “çokçu” bir mizaç taşıdığını görür de, derinliğine ve “tekçi” bir ruhtan mahrumluğunu anlayamaz.
Sayfa 27
Çünkü büyümek hayat boyu devam eden bir süreçtir. Birey fiziksel olarak olgunlaştıkça, denge kazanmak için psikolojik yönden de olgunlaşma zorundadır.
Sayfa 35
Yeniden Bulunmuş Cennet
“Tanrı’nın zamanı boldur. Zamana muhtaç değildir. O, şeytana, kötüye, uyumsuza, inkâra, kara renge fırsat verişi bundandır. Ama insanın zamanı dardır, zamana muhtaçtır. O zamanı iyi kullanmak zorundadır o. Onun için, Tanrı’nın bir sınav için musallat ettiği, bu yarasalara özgü ruh durumlarından korunmak zorundadır. Bir Cennet bağışlanmıştır insana. Ve cennetinin bekçiliğini koruyuculuğunu yapma onurundan da mahrum edilmemiştir insanoğlu. Ne büyük bir onurdur bu.”
Sayfa 140