Kitap hakkında iki yönlü incelemede bulunmak gerekir diye düşünüyorum.
Birincisi içeriği... Yazarın daha önce de Yüzüncü Ad kitabını okumuştum. Orda da Osmanlı ile ilgili geçen bir iki konuda Osmanlı'yı eleştirme fırsatı geri tepmemişti. İşin gerçeği çok dikkate almamıştım ama bu kitapta da Tuğrul Bey, Alpaslan dan başlayıp yine Osmanlı ya, Türkler'e karşı öfkesinde cimrilik etmemiş. Anladım ki bu yazar bir Türk düşmanı. Kitabın ilk bölümünden itibaren okumayı bırakacaktım ama olurda belki sonradan büyün bunların hata olduğunu itiraf eder diye bekledim. Tabiki sadece bir beklenti olarak kaldı.
İkinci yönü.. Anlatım. Kitap 4 bölümden oluşuyor ilk 2 bölüm gerçekten anlatım muazzamdı. Hatta belki de kitabı bırakmak istememe sebeplerimden biri de olabilir. Ama son iki bölüm için aynı şeyi söyleyemem. Konu çok farklı yerlere geçti. Ömer Hayyam, Semerkant anlatılan olayların çok gerisinde kaldı.
Son olarak kitabın ismi Semerkant değilde, İran, Pers, Tahran.. Tarzında olmalıydı. Çünkü kitap tamamen İran tarihinden, darbelerinden, mücadelesinnden bahsediyordu desem abartı olmaz herhalde.