İlerde ayakta duran ve şaşkın ıslak gözlerle bana bakan ufaklık, benim kızım. Güzeller güzeli bebeğim. Doğduğu gün ayakları nasıl da oyuncak ütülere benziyordu... Kızım yetenekli, duyarlı bir çocuktur ve bana tutkundur. Hangi baba-kız aşkı güzel değildir?
Kızımın yanında, en haşin bakışıyla acısını belli etmemeye direnen delikanlı da oğlum. Bilgisayar hastası, biraz içe dönük, pahalı spor ayakkabı düşkünü bir çocuk. On altı yaşında. Onları pek çok severim. Ölürsem - pekâlâ ölebilirim de yokluğumu hissedeceklerdir, ama artık çocuk sayılmazlar. Kızımın göğüsleri, oğlumun sakalları çıktı neredeyse. Ölürsem pekâlâ ölebilirim de kimbilir benimle ilgili hangi anıları canlı kalacak, kimbilir beni nasıl anımsayacaklar?.. İki çocuğumla taşınıp gideceğim geleceğe, ne güzel değil mi?
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
İnsan bir şeyi çok isterse, mutlaka gerçekleştirir. İnsanlar buna inananlar ve inanmayanlar diye ikiye ayrılırlar. Ben inananlardanım. Bahçemde Japon Elması ağacı yetiştirmeyi çok istedim. Olmaz dediler. Yıllarca uğraştım, özendim. Bahçemdeki Japon Elması her yıl Noel kırmızısı küçük meyveleriyle cıvıl cıvıl şimdi.
"Pis adam," dedi. "Aşağılık adam. Sevda demezler bunun adına, alçaklık derler. Bin yıl da sürünsen, şurda yurtsuzluktan bütün oba gözümüzün önünde kırılsa ölse, Cereni gene alamaz- sın, alçak. Sen gerçek sevdalı olsaydın, sıkışmış obanın sıkışmışlığının üstüne varmayaydın, belki de Ceren senin olurdu, alçak."
Sonra Oktay Beye acıdı. Belki de çok sevdalıydı. Sevda sevda derler, behey yarenler, bilmeyene bir acayip hal olur. Kız mı yok dünyada? Cerenden güzeli de belki bulunur. O zaman neden sürünsün böyle? Cereni getirdi gözünün önüne. Yok yok, dedi, Cerenden daha güzel bir kız olamaz bu dünyada, Oktay Beyin hakkı var. Bu kızın ardında ne kadar sürünse o kadar hakkı var. Durgun su gibi güzelsin Ceren
Baykuş çoğunlukla uğursuz bir kuş sayılır. Kimin evinin yanına, üstüne konmuş orada ötmüşse bil ki o evin başına bir kötü iş gelecektir. Bir şehre, bir memlekete bela gelmeden önce baykuşlar gelirler. Baykuş da türlü türlü irili ufaklıdır. Kimisi uzun boylu, koyu kahverengidir. Gözleri de çok büyük, bütün yüzün iki yanını almış, ortada yalnızca kıvrık bir gaga, şaşkın, dünyaya doymamış bakar. Boz tüylüsü kısa, küttür. Daha yırtıcı, daha büyük gözlü, sivri kulaklıdır. Gündüzleri hiç uçamaz, azıcık uçarsa da nereye gittiğini bilemez. Şaşkın şaşkın bir süre havada dolaşır, sonra bir örene küt diye düşer.