ışıktan bir çizgi, bembeyaz, ışıktan bir kalem, sonra göz kamaştırıcı bir ışık ağacı gökyüzünden kopup iniyor. Sular fışkırıyor, yükselen buharlar havada dev bir mantar çiziyor. Kulaklarımızın zarı sarsılıyor, çünkü o gök gürültüsüyle suların fışkırması aynı anda oluyor. Kör edici bir ışıktan sonra, yeniden kapkara bir gece başlıyor. Sonra, ölen balıkların yavaş yavaş su yüzüne çıktıklarını, yıldızların ışığında gümüş gibi parladıklarını görüyoruz. Ne hazin ve ne güzel değil mi bunları düşünmek?”