إرضاء الناس غاية لا تدرك، وإرضاء الله غاية تدرك؛ فلهثنا وراء ما لا يدرك، وأهملنا ما يدرك.
İnsanları memnun etmek ulaşılması imkânsız bir hedeftir; Allah’ı memnun etmek ise ulaşılabilir bir hedeftir. Ancak biz, ulaşılamazın peşinden koşup ulaşılabileni ihmal ettik.
(Alıntı)
Ebû Hüreyre’den (radıyallahu anh) rivayet edildiğine göre Resûlullah ﷺ şöyle demiştir:
"Güçlü mümin, zayıf müminden daha hayırlı ve (Allah nezdinde) daha sevgilidir. Bununla beraber hepsinde de hayır vardır. Sana faydalı olan şey için azimle çalış, Allah’tan yardım iste, acizlik gösterme. Eğer başına bir şey gelirse, keşke şöyle yapsaydım, şöyle şöyle olurdu, deme; ancak, Allah takdir etti ve dilediğini yaptı, de. Zira, “keşke” demek, şeytanın vesvesesine yol açar."
Hz. Âişe (radıyallahu anha) anlatıyor:
Ramazan’ın son on günü girince Resûlullah ﷺ , gecelerini ibadetle geçirir ve ailesini de uyandırırdı. Kendisini bütünüyle ibadete verir ve (eşiyle cinsel) ilişkiden de uzak dururdu.
Hz. Âişe (radıyallahu anha) anlatıyor:
Peygamber ﷺ , gece kalkar ve ayakları şişinceye kadar namaz kılardı. (Bir seferinde)
–Yâ Resûlallah, niçin böyle yapıyorsun? Allah senin geçmiş ve gelecek bütün günahlarını bağışlamıştır, dedim. Peygamber ﷺ şöyle buyurdu:
–"Ben, şükreden bir kul olmayı isteyemez miyim?"