Kitabın ilk 100 ve son 100 sayfası ne kadar hızlı aktıysa ortası o kadar akmadı bırakmamak için bir ara kendimi zorladığımı hissettim. Çünkü Felix’in sürekli git gelli halleri bir yerden sonra beni sıktı. Daha doğrusu Henriette ile tanıştıktan sonra o kadar yavaş ilerledi ki kitap bir konu bu kadar uzatılabilirdi diye düşünmekten kendimi alamadım. Tabi son sayfaların güzelliği kitabın durağanlığını biraz sildi diyebilirim.
Kısa sürede sonuca bağlanan uzatılarak sıkmayan kitapları çok seviyorum. Yazarın anlatım diline diyecek bir şey yok. Sanki doktor o güvertede yaşadıklarını bana anlatıyordu. Yeri geldi doktorun etiğini sorguladım, yeri geldi psikolojisini sorguladım, ama sonunda ona hak verirken ve onun için üzülürken buldum kendimi.