"Oysa ben bir akşamüstü oturup turuncu bir yangının eteklerine, yüreği avuçlarımda atan bir can yoldaşıyla dünyayı ve kendimi tüketmek isterdim.
...
Bir ben ki tüm ilişkilerin perde arkasını görür de gülerdim sessizce yapay yakınlıklarına insanların.
Kim kimi ne kadar anlayabilir Ömür hanım?"
Şükrü Erbaş
Biz evvelce de Türktük. Fakat kendimize Türk diyemezdik. Bir çok ırkları birleştiren bir imparatorlukta bir kavmin diğerleri üstünde tahakkümünü hatırlatır ve onları gücendirir diye düşünülüyordu.
Halbuki bu imparatorlukta yaşayan diğer ırkların hepsi kendilerini kendi milletlerinin adıyla tanır ve öyle anarlardı, milliyetleriyle övünürlerdi.
Fakat Biz Türkler kendimizi anlatmak için ırk hüviyetimizi hiçbir zaman dile getiremezdik. Milletimizin adı geçmek lazım geldiği zaman kendimize sadece "Osmanlı" der geçerdik. Hatta dilimizin adı bile Türkçe değil Osmanlıcaydı, tarihimizin de Osmanlı tarihi olduğu gibi. İnkar edilen Türk adına kimsenin sahip çıkmaması için her tedbir alınmıştı.