Sihaya

Sihaya
Berserk #45201636
Antalya
126 okur puanı
Şubat 2018 tarihinde katıldı
Bir Süredir Yazmak İstediğim İnceleme
Puan vermedi·592 syf.··
2018 26. kitabı
·
22 günde okudu
·
Okunma: 27 Eylül 2018 10:34
Siz de benim gibi kimmiş bu geyşalar, diye merak edip haklarında biraz bilgi edinmeye kalktıysanız muhakkak bu kitapla karşılaşmışsınızdır. Ve kitabın kapağını açtığınızda, " Bir zamanlar Kyoto'nun en ünlü geyşalarından birinin anılarından uyarlanmış gerçek bir hikaye." yazısını -kelime kelime aktaramamış olabilirim- görmüşsünüzdür. İşte bunları görünce haliyle ben de heyecanlandım. Karakterler ve kurgu gerçek olmasa bile geyşaların yaşam tarzları, bembeyaz makyajlarının sakladığı sırları öğrenebilirim sandım. Üstüne bir de kitabın teşekkür bölümünde yazar, kendisine kalbini açıp ona anılarını anlatan geyşa Mineko Iwasaki'ye teşekkür edince "Tamam!" dedim. "Budur, aradığım kitap." sonra herkesin yapacağı gibi Mineko Iwasaki'yi Google ustaya sordum. Ne çıksın! Ablamız gerçekten Kyoto'da geyşalık yapmış, gerçekten yazar amcaya anılarını da anlatmış. "Eee?" dediğinizi duyar gibiyim. "O zaman neden hayal kırıklığına uğramış gibi yazıyorsun?" E ablamız cici yazar amcaya demiş ki , beni teşekkürler bölümüne falan koyma, bizim bir gizliliğimiz var olmaz yani demiş. Amca ne yapmış? Baaam! "Bana kalbini açan Mineko Iwasaki'ye teşekkür ederim." Görüldüğü gibi yazar amca bayağı zeki. Bununla kalsa bir nebze... Mineko ablamıza göre, yazarın kitabının neredeyse yarısını ve baş kahraman Sayuri'nin geyşalık kariyerinin dönüm noktası olan "bekaret açık arttırması" yani "mizuage" konusu yalanmış. Mineko ablamız," Ben 21 yaşında isteğimle,bana para ödenmeksizin bekaretimi verdim." diyor. Yani geyşalık kültüründe bekaretler açık arttırmaya çıkarılmıyor Mineko ablamıza göre. Gönül Mineko ablaya inanmak istiyor. Yazar amcamıza gerçekleri çarpıttığı yönünde dava da açıyor ablamız. Sanırım tazminat alıyor ancak o kısım hakkında pek bir bilgim yok. Ancak Mineko ablamıza bütün kalbimizle
Bir Geyşanın AnılarıArthur Golden · Altın Kitaplar · 20063,700 okunma
Reklam
Puan vermedi·156 syf.··
Beğendi
·
2018 24. kitabı
Öncelikle 1992'de basılıp Mafya'nın Hizmetçisi, Sevimli Odun ya da her ne haltsa kitaplar tekrar tekrar basılırken başka bir baskı yapamamamış bu kitapla nasıl tanıştığımızdan bahsetmek isterim. Devlet hastanelerinin birinde bir yakınımı ziyarete gitmiştim. Hasta çoktan uyumuş. Etrafında akrabalar... Haliyle dedikodu, boş muhabbet tavan yapmış. Benim de o sırada okuduğum bir kitap yok. Devlet hastanemizde , başka devlet hastanelerinde de öyledir belki bilmiyorum, her katta raflar ve o raflarda da kitaplar oluyor. Okumayı, düşünmeyi falan çok sallamayan bir eğitim sistemimiz varken ilginç ama hoş bir uygulama. Neyse ben de gidip bir bakayım dedim ve o sıkılmış ruh hali içinde rafta bu kitabı gördüm. Bir anda kitabın başlığıyla gözlerimiz buluştu ve ilk görüşte aşktı bu. :D İşte böyle de romantik bir karşılaşmamız oldu. Gerçi her sevgilinin kusuru vardır kitabın son 10 sayfasını yırtmışlar. Caniler... Evet lafı biraz uzattım. Şöyleki bu kitabı görmeden önce Kıbrıs hakkında pek düşünmediğimi, tarihi hakkında ise hiçbir şey bilmediğimi fark ettim. İnsanların '74 öncesi nasıl bir özlem ve korku içinde olduğunu şiirlerinde hep anavatan hasreti ile yandıklarını, ne çığlıklar attıklarını bilmiyordum. Anavatan'da yaşayan bizler Kıbrıs'ta yaşayan kardeşlerimizin tarihi hakkında daha fazla şey öğrenmeliyiz. Anavatanın tarihi hakkında da daha fazla şey öğrenmemiz gerekiyor ama şimdi oralara girmeyelim. Kitabın ne anlattığına gelirsek... Kitabımız iki bölümden oluşuyor. Birinci bölümde Kıbrıs Türk şiirini etkileyen dönemleri ve bu dönemlerde öne çıkan şairleri detaylandırarak açıklamışlar. Bunlar: 1) 1571-1930 Osmanlı idaresi ve İngiliz sömürge statükosunun başladığı dönem. 2)1930-1960 İngiliz sömürge idaresi dönemi. 3)1960-1974 Kısa süreli Kıbrıs Cumhuriyeti ilanından Türk
Kıbrıs Türk ŞiiriZübeyir Yılmaz · Milli Eğitim Basımevi · 19926 okunma
Puan vermedi·1062 syf.··
Beğendi
·
2018 21. kitabı
Doğal bir kitaptı Anna Karenina hayatın kendisi gibiydi bir bakıma bazen sıkıcı, tahmin edilebilir bazense insanın ruhunu derinden etkileyen bir yapıya sahipti. Uzun bir süre kitabın baş kahramanı Anna ile hiçbir ilişkisi olmadığı halde, kendisini sevip takdir etsem de Levin karakterinin niçin var olduğunu anlamaya çalıştım açıkçası. Tamam hoş, felsefik, yardımsever bir karakterdi ama bu kitaba sadece felsefe katmaya mı gelmişti? Hayır. Tolstoy Anna Karenina'sını sıradan, düzgün, sıkıcı görünen ama buna rağmen mutlu ve huzurlu olan Levin'in hayatı ile heyecanlı, cazip, bir noktada normal aile kadınlarının imrenerek baktığı (bkz.Dolli) bir konumda olan ancak içten gelen şüpheleri ve güvensizlikleri ile en derin bir umutsuzluğa sürüklenen Anna'nın hayatı arasındaki tezat üzerine inşa etmiş. Öyle ki Levin insani ilişkilerinde doğal ve içten davranışlar sergileyip açıkça düşüncelerini açıklarken, Anna insanları kendine hayran bırakan onların gözlerini boyamaya yönelik bir tutum sergiliyor. İki insanın yaşamları her yönden mutlak bir tezat içerisinde. Kitabın başından sonuna doğru Levin'in karakterinin iyice oturduğunu görüyoruz. Gerek duygusal açıdan gerekse düşünceleri yönünden tam bir olgunluğa ulaşıyor.Yaşama nedenini keşfediyor.Sevgi. Kitap boyunca gördüğümüz sorular ve tartışmalarla dolu felsefe adamı sorularının yanıtları aldığını söylüyor.Çevresine karşı doğal ve nazik olmaya devam ediyor. Buna karşın Anna mantıklı ve bilgili bir kadın olmasına rağmen düzenli ve mantıklı halini yavaş yavaş yitiriyor. Düşünceleri gittikçe daha dengesiz bir hal alırken duyguları tam onu yavaş yavaş tüketen bir kaos girdabına dönüşüyor. En son o da insanları anlayıp hayatın anlamını bulduğunu düşünüyor. Nefret. İnsanlar birbirlerinden nefret ediyorlar Anna'ya göre. Herkes
Anna KareninaLev Tolstoy · Türkiye İş Bankası Yayınları · 202555,5bin okunma
9/10
·304 syf.··
Beğendi
·
2018 18. kitabı
Sissoylu dünyasında geçen ancak olay örgüsü bakımından diğer 3 kitaptan bağımsız bir kitaptır. Ancak önemle belirtmeliyim ki kitaptan %100 oranında yarar sağlayabilmek amacıyla diğer 3 kitabı okumalısınız. Şimdi kitaba gelirsek bir Sissoylu romanı olarak değerlendirmem gerekirse biraz tahmin edilebilir bir kurgu olduğunu ve diğer 3 kitaptan bir kaç kademe daha düşük olduğunu söylerdim. Ancak bu kitabı ayrı bir biçimde diğerleri ile karşılaştırmadan değerlendirmem gerekirse fantastik bir dedektiflik romanı olması açısından oldukça güzel olduğunu söylerdim. Gerek karakterlerin en ciddi durumlarda bile matrak diyaloglar kurması, gerekse kişilikleri ve kişisel gelişimleri oldukça güzel işlenmiş. Herkes Wayne karakterini çok sevmiş belli ki tabii ben de sevdim ama şimdi Waxillium'un asaletini de göz ardı edemeyiz, diye düşünüyorum ben. :D Bir de kitapta çok hoşuma giden bazı şeyleri söylemeden geçemeyeceğim. Bazı çiçeklerin adının Kelsier'ın karısı Mare'in adına sahip olması, Sazed'in tanrılık görevini başarı ile yerine getiriyor olduğunu görmek falan manyak kahkahalar atmama neden oldu. Bunlar gerçekten hoş ayrıntılar. Gerçi kitaplarında dünyasına göre bir kültürü en ince ayrıntısına kadar kurgulayan biri için normaldir böyle hoş ayrıntılara yer vermek. :)
Sissoylu - Kanun AlaşımıBrandon Sanderson · Akılçelen Kitaplar · 2017404 okunma
10/10
·152 syf.··
Beğendi
·
2018 17. kitabı
1984'ün küçük versiyonu gibiydi doğrusu. İktidar'a gelen kişinin güç tutkusuyla nasıl bir zamanlar nefret ettiklerine dönüştüğü ve halkın düşünme yetisini sınırlandırarak onları korkutarak kendisine karşı koyulmasını nasıl engellediği üzerine korkunç bir peri masalıdır. Okunması tavsiye edilir. Herkese kendi durumunu acaba ben de çiftlik hayvanları gibi her denileni kabul mu ediyorum diye sorgulatan bir Osmanlı tokadı niyetine yenebilir.
Edebiyat
Hayvan ÇiftliğiGeorge Orwell · Can Yayınları · 2024296,1bin okunma
Reklam