yadigarhelin

"KADINLARIMIZ"
10/10
·296 syf.··
Beğendi
·
2023 36. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 07 Kasım 2023 00:00
Birkaç kelam edeceğim. Sürçü lisan edersem affola :) Yazarla tanışmam lise yıllarıma dayanıyor, birkaç sene önce. (Çokta yaş almadım yani :) Edebiyat öğretmenim sınıfta kitap okutturup ders için notunu ona göre verirdi. O sıralarda " Harita Metod Defteri " verdiği bir öğrenci vardı, ondan görmüştüm fakat bahsettiğim öğrenci kitap okumayı seven biri değildi. Sadece puan almak için okuyan biriydi. Bu yüzden kitabı alıp inceleyen ben olmuştum. Kitabın en başında eşine yazdığı en sevdiği yazarla alakalı bir not vardı. Eşi çokça haklıymış Murathan Mungan'ı çok sevmekte. Kitapla en son tanışmam ise yakın bir zamana tekamül ediyor. Kütüphaneyi karıştırırken yazara ait kitapları görmüştüm. Hatta Mustafa Kemal Baba incelemesine yorum yapmıştım kitap hakkında. Bundan sonra alıp okumaya başladım. Fakat ben neden etkinlik yapmıyorum dedim ama biraz ürkütücüydü benim için çünkü kesin katılım olmayacakmış gibi hissediyordum. Sonra bu yolculuğa kaliteli okurlar eşlik etti. Teşekkür ederim hepsine. Gel gelelim kitaba. Kitabı, hikayeleri, her bir kadını o kadar çok sevdim ki anlatamam. Her öykü çok tanıdık geldi. Bazen yanım başımdan, bazen sokağımdan, bazen çevremden tanıdıklarımdan, bazen de çok uzaklardan çok önceden tanıdığım bir kadın rol alıyordu öyküde. Hepsinin öyküsü farklıydı, farklı yerlerdeydi, farklı kültürlere farklı yaşantılara sahiptiler ama sanki hepsi ortak paydada buluşuyorlardı. Her öyküyü okuduğumda fark ettim ki devamı var. Yazarın noktayı koyup farklı bir öyküye geçtiği yerde bitmiyordu öykü. Yanı başımda, sokağımdan, yanımda yöremde devam ediyordu hikayesini bilmeden, duymadan devam ediyordu. Bazen Nurhayat ile birlikteydim, Adana'da beraberdik. Bazen Emine ile birlikteydim, onun evinde arşın arşın geziyordum. Bazen iki kız kardeşin birbirinden uzakta
1000Kitap
Kadından KentlerMurathan Mungan · Metis Yayınları · 20083,165 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Biraz Bir Şeyler Karalayayım
Puan vermedi·183 syf.··
Beğendi
·
2022 35. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 24 Ekim 2022 02:19
Hadi gelin biraz bir şeyler karalayalım. Elimize büyük bir tuval alalım. Onu sınırsız renklerle, boyalarla, fırça darbeleriyle baştan aşağı karalayalım; boyayalım. Hayatın renklerini, insanlarını, olaylarını tuvale yansıtalım. Herkes farklı boyayacaktır tuvali ama tuvalleri bir araya getirince herkese bir pay düşecektir. Ben kendi sırtıma azar azar tuvalleri sırtlamaya başladım ama daha yeterli tuval sırtlamadım. Çünkü daha uzun bir yolum var. Bu yolculuk sırasında illa ki sırtlayacağım birçok şey olacaktır. Bu tuvallerim bazen insanlardan, bazen yaşanan olaylardan, bazen de okuduğum ve beni yolculuğa çıkartan kitaplardan oluşuyor. Ha işte anlatacağım şeye sonunda geldim. Ne güzel şeyler zırvaladım değil mi? Yok tuvalmiş, yok resimmiş, renkmiş diyorsun ama yok kız vallahi öyle :)) Benim için bir şey yazmak; kelimeleri, fikirleri ve hissiyatları bir tuvale yansıtmak rahatlatıcı. Hem kafamda ve yüreğim de duracağına bırakın da satırlara aksın. Tuval, satırlarımı kaydettiğim yer; boyalar, renkler, fırça darbeleri yazdığım yazacağım ve içimdekiler... Tabii şimdi bu fırça darbeleri kolay kolay oluşmuyor. Bir birikim gerekiyor. Bu birikimi de bu aralar çokça kitaplardan elde ediyorum. Bu kitaplar da şiir kitapları olunca fırça darbelerinin anlatacağı şey çoğalıyor. Yani "Sanatçı bu eserinde ne anlatmak istemiş?" sorusuna herkes farklı cevaplar veriyor. Çünkü şiirin gücü etkisi bu yönde. Her okunuşta ve her ruh halinde farklı anlamlar veriyor. Bugün, bu zamanda, bu ruh haliyle, bu fikirlerle Tanpınar'ı okuyunca x edinimini; farklı bir zamanda farklı bir durumda okuyunca y edinimini ediyorum. Ama x ve y'yi toplayınca yine ben oluyorum. Tanpınar'ı herkes romanlarıyla, hikayeleriyle ve gezi yazılarıyla biliyor ama ben onu ve tümcelerini, anlatmak istediklerini şiirleri ile
Şiir ve Benim Zırvalıklarım :)
Bütün ŞiirleriAhmet Hamdi Tanpınar · Dergah Yayınları · 20244,618 okunma
•Aşıklar Bayramı-Ölenler ve Öldürenlerin Bayramı•
Puan vermedi·
Bir gün önce izlemiş olduğum Kemal Varol'un Aşıklar Bayramı adlı kitabından aynı adla uyarlanan başrollerini Kıvanç Tatlıtuğ ve Settar Tanrıöğen'in paylaştığı yarım bir hikayenin yarım kalanlarıyla bir yolculuk. Son cümle filmi gerçek manada anlatan bir cümle yarım kalan bir hikayenin yarım kalanlarıyla başlıyor film ve yine umulmaz bir yarımlıkla kalıyor. Filmi öneren kişi şey demişti sinirli bir şekilde: "Neden insanlar sevgilerini göstermiyor ve bu Anadolu'daki sevgisizlik neden ya neden" Halen bile bazı insanlar çocuklarını büyüklerinin yanında sevemiyor ayıptır diye. Ha tamam burada saygıdan ötürü bir nebze o da bir nebze anladık. Ama zaten gerçek hayatta da sevgini göstermiyorsun ki, bir kere oğlum kızım seni seviyorum demedin ki, bir kere elini başına götürüp saçını okşayıp öğüt vermedin ki. Ya bir kere bir kere ya bu kadar mı zor ya!! Dünyanın en kolay şeyi ya sevgi göstermek. Sevgi beş harften oluşuyor ama siz onu da göstermeyerek dört harfli ölüm yaptınız ya. Sevgi göstermeyerek bir çocuğu, bir yetişkini, bir insanı, bir ruhu ölüme mahkum ettiniz. Filmde de geçen bir replik gibi "Sizin sevgisizliğiniz yüzünden içi bomboş bir insan olduk ya! BOMBOŞ. Sol tarafta güzelce atan bir kalp yok. Her nefes alışta için için sızlayan bir kalp, yürek var ya. Gerçekten çok sinirliyim ve tek yapmak istediğim şey bir yüksek dağa çıkıp avazım çıktığı kadar " Neden ya neden bu kadar mı zor sevginizi göstermek bu kadar mı? Nedennnnn????" diye soluksuz bağırıp sonra hıçkırıklara boğulmak ama yine de haykırmak istiyorum. Biraz durulmak için filmden bahsedeyim. Film Avukat Yusuf'un bir gün duruşmadan eve geldiğinde biraz soluklanıp yatmaya başladığı sırada ansızın çalan kapının önündeki 25 senelik yüzleşmeyle başlıyor. Dile kolay 25 sene bir ömür... Babasız, annesiz,
Baba-Oğul
Aşıklar BayramıKemal Varol · İletişim Yayınları · 20194,340 okunma
ÇALIKUŞU, İPEKBÖCEĞİ, GÜLBEŞEKER...
9/10
·544 syf.··
Beğendi
·
2022 17. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 30 Ağustos 2022 02:30
SPOİLER İÇERİR!!! Çalıkuşu Feride; başucu kitabım olmaya, beni olmaz hikayelere sürüklemeye, çocukluğun o eşsiz dünyasında ağaçtan ağaca konmaya, salıncakta beraber sallanmaya, Anadolu'yu baştan uca beraber dolaşmaya sen ikna ettin ve sen bana hediye ettin. Tabii sana minnettarım. Şu an Çalıkuşu tam karşımdasın ve seni masadan kaldıramıyorum. Çünkü o kadar ezgisi, anlatışı, karakteri ve hikayesi damağımda ve dimağımda kalan kitap az oldu. Sen de bu sayılı kitaplardansın ve daha doğrusu ilk romanım yani unutulmaz ilk romanlarım arasına girmeye hak kazandın. Çalıkuşu galiba ben seni içimde yaşattım. Önce benimle doğdun, sonra anneni kaybettik, daha sonra Hüseyin'le vapura bindik beraber seyahat ettik. Babanla az bir sürede olsa beraber yaşadık. Sonra teyzenlere geldik. Beraber babaannenin azarlarını işittik, babaannenin önünde biraz durulup utandık ama daha sonra yine koşa koşa bahçeye inip ağaçlara konduk. O fondanları yiyişin yok mu bir de bunun sanat olduğunu söylemen. (Sayfa 67). Kırmızı fondanı önce yemememiz gerektiğini, ağızda eriyişini anlatman gidip tatlı bir şey yeme ihtiyacını doğurdu ama sonra yerli yerime oturdum. Seni okumaya ara veremezdim. Çünkü seni anlamayı, seni okumayı, sayfaları çevirmeyi çok sevdim. Neriman'la Kâmran'ı gördüğün gün ve ağaçtayken gülmeseydin yakalanmayacaktın bee. İşte o gün senin büyüdüğünü fark ettim nedense ama keşke büyümeseydin, büyümeseydik. Ağaçtan ağaca, bahçeden bahçeye gitmek, salıncakta fütursuzca sallanmak, akşama kadar dışarıda kalmak, ayakların çıplak da olsa o çimlerin üstünde koşmak, sonra eve gelince ayağın pis oluşu ve kimseye görünmeden hafifçe yıkamaya gitmek. Bana çocukluğumu özlettin Feride. Sana da Feride deyince çok resmi geliyor be Çalıkuşu :) Hani artık Kâmran'ın gelişi sıklaşmıştı ya ama
ÇalıkuşuReşat Nuri Güntekin · İnkılâp Kitabevi · 2019123,4bin okunma
BÜYÜK EŞİK
10/10
·160 syf.··
Beğendi
·
2022 16. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 23 Ağustos 2022 10:37
Çoğu zaman başlamak önem arz eder ama başlamaktan daha önemli bir şey varsa o da nasıl başladığındır. Bu yüzden şu an anlatacağım şeye başlarken başlamadan önce nasıl başlayacağımla ilgili aklımda hiçbir şey yoktu ama kalemle kağıdı elime alınca düşünceler ve kelimeler nüfuz etti ama eminim ki yazım aşamasında birçok yerde takınacağım. Eee hadi fazla uzattık sanki, zaman geçmeden anlatmaya başlayalım. Anlatacağım şey bir kitap. Kısa bir süre önce okuduğum, etkisinde kaldığım, tadı hem damağımda hem de dimağımda kaldı. Bu kitap Aslı Erdoğan'dan Mucize Mandarin. Bu kitapla serüvenim bayağı uzun ama kitabı okuma serüvenim bir o kadar kısa. Kitabı ilk olarak takip ettiğim bir içerik üreticisinde görmüştüm. Keza o dönemde çok okunuyordu, herkesin diline pelesenk olmuştu. Lakin beni o kadar kendisine çekmemişti. Tabii okumak için meraklanmıştım ama o kadar da olmazsa olmazlarımdan değildi. Daha sonra bu kitabın bana geliş süreci ise şu: Kuzenim bir yere gidiyordu ve beni çok sevindirecek bir haber verdi. Okuma kitaplarını bana hediye etti. Yaklaşık 20 kitaptan fazla. Bir okur ve kitaplara aşık biri olunca çok sevindim teker teker kitapları gösterdi. Aralarında okuduklarım ve okumadıklarım vardı azar azar da olsa okumaya başladım. Çok güzel eserlerdi Mucize Mandarin'i bir kez de orada gördüm. O zaman bir nebze daha heyecanlı olarak kitapları eve getirdim. Kitaplığa dizdim. Bu okuma öncesi serüvendi, bir de okuma serüvenine gelelim. Kitap okumaya başlamadan kitabı minikte olsa biraz araştırırım. Mucizevi Mandarin'i de araştırmaya koyuldum. Okuyanların beğendiği, sürükleyici olduğu ve çeşitli iltifatlar almıştı. Daha sonra bir de kitabı şu an okumakta olan birine sormak daha sağlam olacağından okumakta olan @katranmavisii'e sordum. O da daha kitabın başında olduğunu ama
Mucizevi MandarinAslı Erdoğan · Everest Yayınları · 20131,636 okunma