Sevgili Ron,
Son konuşmamızdan beri hayatımda çok şey oldu. Şu anda Arizona’da bir trenle yolculuk ediyorum. Gerçekten çok mutluyum.
Sana bir tavsiyem var, Ron. Lütfen dikkatlice dinle.
Hayatını değiştirmek istiyorsan, cesaretini toplayıp bunu gerçekten yapmalısın.
Bu güvenli, tahmin edilebilir, monoton, duygusuz yaşam tarzından kurtul.
Tüm yaşamını, çevrendekilerin sana sunduğu rahatlığa ve alışkanlıklara zincirlemişsin. Ama insan ruhu, durağanlıkla ölür.
İnsan, yeni bir şeyler yaşamak, her sabah farklı bir günün heyecanını hissetmek ister.
Yeni insanlarla tanış, yeni şeyler dene.
Her gününü, sanki son gününmüş gibi yaşa.
En büyük sevinç, bilinmeyenin içinde gizlidir.
Artık senin de oraya gitmen gerek
Keşfedilmemiş topraklara.
Hayatın anlamını kendi içinde bulmaya çalışmak yerine, onu yaşayarak bul.
Ruhunun özgür olmasına izin ver.
Çok geç olmadan, Ron, dışarı çık.
Arabana atla ve yeni bir hayat kurmak için yola koyul.
İnsanın resmi gerçeğin ta kendisi gibidir; Yüzsüzlük insan tabiatını bozdu bozalı
Dış görünüş gerçek sanılır hep.
Oysa fırçanın çizdiği yüzlerde
İnsan olduğu gibi çıkıverir ortaya.
Günün birinde
Talih perisi, aklına esip de
Son gözdesini alaşağı etmeye görsün:
O zaman, ardından, elleri dizleri yerlerde,
Tepeye tırmanmak isteyen bütün adamları, kulları,
Bırakıverirler onu yüzüstü:
Bir teki gitmez düşen yıldızının ardından.
Bu insanın daha dün arkadaşı olanlar,
Ondan daha değerli olanları bile,
Şimdi artık ona adım uydurmak zorundalar; Konağının kapılarında bekleyen bekleyene:
Hepsi yağmur gibi örgüler döküp kulaklarına
Ayağındaki üzengiyi bile kutsallaştırıyor,
Onun havasını soluyorlar sanki.