Vahşetin Çağrısı, evcil bir köpeğin (Buck'ın) işkence ve zorbalıkla vahşileşmesini, bir anlamda kendi doğasına dönmesini anlatıyor. Ama o kadar içten ve ustalıkla ki şaşırmamak elde değil. Sanki Buck oturmuş ve günlüğe yazar gibi yazmış bu kitabı. Elim kalbimde, her an Buck'a bir şey olacak mı korkusu içinde okudum. O her üzüldüğünde, acı çektiğinde içim parçalandı; her mutlu ve huzurlu hissettiğinde sevindim onun için. Sonunda özüne ve özgürlüğüne döndüğünde ise içim rahat bir şekilde elimden bıraktım kitabı.
İnsana doğayı sevdirmek ve dünyanın sadece ona ait olmadığını anlayabilmek, insan ve diğer türler arasında gelişebilecek dostluğun sınırlarına şahit olabilmek ve empati yapabilen bir yazarın güçlü kalemininin neler yapabileceğini görmek için okunması gereken bir eser.
*Not:* Ben de kitabın ismi konusunda çeviri esnasında yanlış bir tercih yapıldığını düşünenlerdenim. Çünkü Buck'ı çağıran şey vahşet değil; vahşilik, yaban hayat ve kendi (öz) doğası.
Vahşetin ÇağrısıJack London · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202443,1bin okunma
"Demek burada işler böyle oluyordu. Adil oyun diye bir şey yoktu. Bir kere yere düştün mü sonun geldi demekti. Eğer öyleyse, o da hiçbir zaman yere düşmeyecekti."