Başta Victor ve Izabel olmadığı için üzülmüştüm, daha doğrusu onların ağzından olmadığı için. Fredrik ilgimi hiç çekmemişti, hayatını okuyana kadar. Genel hatlarıyla kasvetli bir kitap, fakat gerilimi önceki iki kitaptan katbekat daha yüksek. Cassia'yı başta hiç sevmemiştim, gerizekalı biri gibi geliyordu. Ama daha sonrasında Seraphina'yla olan bağlantısını okuyunca şok olmaktan başka bir şey gelmedi elimden. Fredrik'in ona öyle bir şey yapacağını da düşünmemiştim, bu yönden ters köşe yapan bir kitap oldu. Başta içimi sıkan fakat sonlarda heyecanlandıran bir kitap.