Fakat cepheyi düşünmek istemiyorum. Kovuyorum bu hayali kafamdan. Odam konuşsun diye bekliyorum. Odam beni tutsun istiyorum. Yerimin burası olmasını istiyorum. O kadar ki, cepheye döndüğümde de odam üstün çıkmalı. Cephede olduğum zaman da odamı düşündüğümde savaşı unutabilmeliyim. Savaşın geçici olduğuna, etkisinin de bir gün gelip silineceğine, savaşın gücünün sadece dışsal olduğuna inanmak istiyo rum...
Kitapların sırtları dizi dizi duruyor. Onları ezbere biliyorum. Raflara böyle sırayla dizişimi hâlâ hatırliyorum. Gözlerimle yalvarıyorum onlara:
«Bana bir şeyler anlatın! Konuşun benimle! Sarın beni, sıkı ca tutun! Gençliğimin dünyası! Ey aylak, güzel dünya, beni tekrar kendine çek!>>
Bekliyorum, bekliyorum...
Gözümün önünden hayaller uçuşuyor fakat beni tutamıyor lar... gölgeden ve anıdan oluşan şeyler.
Hiç, hiçbir şey!
Huzursuzluğum çoğalıyor.
İçimden ansızın korkunç bir yabancılık duygusu yükseldi. Bu dünyaya giden yolu kaybetmişim. Olanca uğraşım, yalvarışlarım nafile!