Aziz Yıldız

Aziz Yıldız
Artık hiçbir şeyin belirli bir süresi olmayışından dolayı bazı şeyleri kaçırmamız ihtimali, beni hatırladığıma göre tedirgin de ediyordu.
Sayfa 157 - Can yayınları·Kitabı okudu
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Çocukluğumun geçip gittiğinde ne zaman ısrar ettimse, bütün gelecek o anda silinivermiş ve benim elimde, kurşun askerlerin ayakta durabilmesine ancak yetecek bir taban kalmıştı sade.
Sayfa 157 - Can yayınları·Kitabı okudu
Ya da sonbaharda gecelerin yeni yeni ayazlaması peşinden, sineklerin odaya gelmeleri ve oda sıcağında bir kerecik daha canlanmaları karşısında korkuyordum. Tuhaf bir şekilde kurumuş oluyor, kendi vızıltılarından ürküyorlardı; ne yaptıklarını artık doğru dürüst bilmedikleri görülüyordu. Saatlerce bir yere yapışakalıyor, kendilerini bırakıveriyorlardı; henüz yaşamakta oldukları akıllarına geldikçe kendilerini körü körüne bir yere atıyor, orada ne yapacaklarını bilemiyorlar, sağa sola sonunda her yana sürünüyor, yavaş yavaş bütün odayı ölümlüyordu.
Sayfa 130 - Can yayınları·Kitabı okudu
Eskiden insan biliyordu (ya da belki de seziyordu) ki, meyvenin çekirdeğini taşıması gibi, ölümü kendi içinde taşımaktadır. Çocukların içinde küçük, yetişkinlerin içinde büyük bir ölüm vardı. Kadınlar, ölümü kucaklarında, erkeklerse göğüslerinde taşırlardı. O vardı işte ve ölüm, onların her birine garip bir ağırbaşlılık, sakin bir gurur verirdi.
Sayfa 14 - Can yayınları·Kitabı okudu
"Ah, bayım," diyordu adam, "mesele kötü insan olmak değil, ama ışığı yitiriyor insan." Evet, ışığı, sabahları, kendini bağışlayan kişinin o kutsal masumluğunu yitirdik biz.
Sayfa 100·Kitabı okudu