Vedat Türkali gibi bir yazarın eserine de inceleme yazmak epey zor olacak ama yine de birkaç satır yazmadan geçemedim.
Katakterler o kadar sevimsizdi ki bu kadar bencilliğin içinde yine de kitabın sonunu getirmeden merak dinmedi.
Her karakterin ayrı ayrı bencil yanları vardı ama tabiki kimse baş karakter Kenan kadar bencil olamamıştır. İşin kötü tarafı onun düşüncelerini okurken de hak verebiliyor insan.
Okuduğum birçok iç ses içeren kitap vardı ama sanırım ilk defa bu kadar kafalarının içinde yaşadım. Kah Kenan oldum, kah Günsel, bazen de Nermin. Ama ne olursa olsun Nermin in hakkında Kenan ve Günsel’in içsesleri hep rahatsız etti beni. Rasim in ne olduğu ortadaydı, ben buyum diyordu, bu nedenle onun hakkında bir takıntıya düşmüyor insan ama Kenan benim en nefret ettiğim “aydın kesim” olduğunu iddia eden yobazlardan. Tam net ifade edemesem de okurken sürekli Kenan’a sövdüm sanırım.
Bu karakterlerin hepsi, yaşanılan yasak aşk ve diğer ilişkiler dönemin siyasi olaylarını aktarmak ve o dönemdeki halkın durumunu anlatabilmek için kurgulanmış karakterler. 1960 yılındaki siyasi olaylar, İsmet Paşa - Menderes çekişmesi, halktan tüm kesimlerin birbirine güvensizliği, oyun içinde oyunlar, maşa olarak kullanılan gençler, ezilenler, yenilenler, yıkılmayanlar,direnenler ve korkaklar, herkes bu siyasi çemberden nasibini alıyor.
Baba karakteri ile Hikmet Kıvılcımlı ‘ yı anlatan Türkali ilk romanı olmasına rağmen hem siyasi bilgilerini hem edebiyatı çok iyi işlemiş eserinde.
Karakterlerinden bu kadar nefret edip te bayıldığım bir kitap olmamıştı daha önce, bu yönden değişik bir deneyim oldu.
Son olarak ister 60 sene öncesi olsun ister 160 bizim tarihimiz hep aynı çalkantılarda, bugüne bakınca da çok değişik şeyler değil ne yazık ki deyip üzülüyor insan.