Yapılan çalışmalar göstermiştir ki belli bir yoğunluğun üzerinde enerji pompalandığında, moleküller bir "birlik içinde" titreşim yaymaya başlıyor ve kendilerini olabilecek en düzenli yoğunluk konumuna sokana dek buna devam ediyorlar. Bu olguya "Bose-Einstein yoğunluğu" deniyor.Bose- Einstein yoğunluğunun en önemli özelliği, düzenli bir sistem oluşturan parçaların yalnızca bir bütün olarak davranmaları değil, bir bütün "oluşturmalarıdır". Her parçanın kimliği öyle bir birleşime uğrar ki kendi bireyselliklerini yitirirler. Bazı araştırmacılara göre, bilinçliyi bilinçli olmayandan ayıran şey, nöron bileşimleri arasındaki Bose-Einstein yoğunluğu farkıdır.
Onların hepsi için gerçek vatan bu boğulan kentin duvarlarının ötesindeydi. Tepelerdeki güzel kokulu çalılıklarda, denizde, özgür ülkelerde ve aşkın gücündeydi .
"Kalpsizsiniz," denmişti bir gün kendisine. Ama hayır, onun bir kalbi vardı. Onun, yaşamak için dünyaya gelmiş insanların her gün ölümünü gördüğü yirmi saate katlanmasına yarıyordu. Onun, her gün her şeye yeni baştan başlamasına yarıyordu. Bundan böyle yalnızca bu kadarlık bir yüreği vardı. Bu yürek nasıl olur da yaşam
verebilirdi?
Hayır, gün boyu dağıttığı yardım değil, bilgiydi.
Dünyadaki kötülük neredeyse her zaman cehaletten kaynaklanır ve eğer aydınlatılmamışsa, iyi niyet de
kötülük kadar zarar verebilir.İnsanlar kötü olmak yerine daha çok iyidir ve gerçekte sorun bu değildir.
Ancak insanlar bir şeyin farkında değillerdir, şu erdem ya da kusur denilen şeyin; en umut kırıcı kusur, her şeyi bildiğini sanan ve böylece kendine öldürme hakkı tanıyan cehalettir.Katilin ruhu kördür ve insan her tür sağduyudan yoksunsa güzel aşk ve gerçek iyilik diye bir şey olamaz.