Sina

Sina
@Sinat
Ticaret
Okur yazar
Antalya/Sivas
Sivas
264 okur puanı
Aralık 2019 tarihinde katıldı
“… Platon, görünür dünyaya varoluş hakkı tanırken, bunu o dünyanın Fikirler dünyasıyla olan katılımsal ilişkisine dayandırmaktadır. Platon'un yadsıdığı şey kendi kendine dayalı oluştur, yaratılmışın kendi kendine yeterliliğidir ve (salt fizikselliği-ç.n.) indirgeyici bir Aristoculuk, görünür dünyanın gerçekliğini kanıtlamaktan uzak olarak, onu kendi salt olumsallığının gerçek dışılığına kurban etmektedir. Simgeyi kurtarabilecek olan dünya değildir, dünyayı kurtaran simgedir.”
Sayfa 194·Kitabı okudu
Reklam
“Kutsal simgeciliğin ontolojik anlamda nötürleştirilmesi dediğimiz şeyi artık tüm genişliğiyle anlayabiliriz. Ortaçağ mitokozmosun yıkıma uğraması, simgeciliği ontolojik referansından yoksun bırakmıştır. Bu durum, önemli etkileri olmuş olan bir olgudur ve yol açtığı sonuçların tümünün belirlenip ölçülmesi zordur. Artık dünya kendi içine kapatılmış, kozmik ceset durumuna indirgenmiştir, artık Tanrı'nın yüceliğini yüceltemez hâle gelmiştir. Sessiz evren, uzayın sınırsız dilsizliği, her şeyin anlamsızlığı söz konusudur. Kozmik gerçekliğin saçmalığı değil de, semantik nötrlüğü söz konusudur: o, tamamen anlamsızdır.”
Sayfa 144·Kitabı okudu
Nikolas von Kues ise, bize göre haklı olarak, Aristo'nun bu savını reddeder. Görelinin (relatif) düzeninde son yoktur. René Guénon da, metafiziğin en büyük anahtarını içerir nitelikte olan bir ifadesinde -“Sınırsız olana, analitik olarak ulaşılamaz"- aynı şeyi söylemiştir. Sonlunun sonunu bulmak için, onun düzeyinden "çıkmak" gerekir, yoksa analitik olarak -onun düzeyinde- onun sonuna varmaya çalışmak değil. Zamanın sonu zamanın dışındadır, uzayın sonu uzayın dışındadır. Hiçbir gerçeklik kendisiyle sınırlanmamıştır. Her gerçeklik, bireşimsel olarak, onun bir üstündeki gerçeklik tarafından sınırlanmıştır. Kues'in metafizik gerçekçiliği budur. Aralarındaki çatışmanın konusunu öncelikle bu dünyanın figürü oluşturuyor gibi ise de, burada Kues'in metafizik gerçekçiliğinin, Aristo'nun kozmolojisinden çok metafiziğine zıt olduğu bir kez daha doğrulanıyor.
Sayfa 83·Kitabı okudu
“… Akılcı olarak doğru olan, evrensel olarak ve zaman dışı olarak da doğrudur. Kavranabilirlik ile kozmosun topolojik yapısını birbirine dayanışık kılmakla, Aristoteles bu yapıya kesin ve gerekli bir ‘gerçeklik’ veriyor. Görülebilir düzeyi ontolojik olarak doğrulanıyor. Oysa kutsal simgecilik, görünüşler düzeyini -ona “ilahî Kelâm bağlamında alınmak” liyakatini vererek- doğrulamadan önce, işe onun ilk ve tek gerçeklik olduğu savını çürüterek, onu öncelikle bir yansıma olarak, yani ontolojik açıdan yetersiz olarak koymakla başlıyor. Kuşkusuz, görülebilir varlıklar, dinsel söylemde, kutsal simgeler bağlamında alındıklarında, bir tür ilahî promosyon elde ederler, fakat bu, onların varoluş tarzının bir “izden” ibaret oluşu temeline dayanır: “Gök ve Yer geçicidirler, fakat benim sözlerim geçici değildir”. Simgesel söz, şeyleri ilahiliğin ifadeleri hâline dönüştürerek, yaratılışta esas olanı kurtarır, fakat bu onların varoluş biçimlerinin ötesine geçiş ile olur, zira onlar, varoluş biçimlerinde kalırlarsa yiticidirler. Görünüşte, kutsal metinlerdeki simgecilik görülebilir evrene dayalıdır. Fakat aslında, bu dünyanın -doğa tarafından yok oluşa adanmış- şeyleri ancak vahyi Kelâm’a ifade vasıtası olma hizmetini gördüğü ölçüde kalıcı olurlar.”
Sayfa 72·Kitabı okudu
“Öte yandan ve sonuç olarak ilahiyat, doğrudan akılcılığa götürecek biçimde, en dolaysız ediminde, salt akılcı bilme hâline gelmiştir. O kadar ki, bir ateist de, inanan ile aynı aksiyomlar üzerinde çalışırsa ilahiyat çalışması yapabilir ki bu da ilahiyatı doğrudan rasyonalizme sürüklemiştir. "Tomacı Chenu, geçici ve ruhsal olanın, vahiy ve ışığı açısından, farklı süreçlerde yer alan yitici şeyler olmadığını açıklıyor: Tanrı ve yaratık, Baba’da saklı olan gizem, ya da İncil tarihi, ezelî ve ebedî Kelâm ya da geçici kelâm, temaşacı kurgu ya da ahlâkî yaşam kuralları, bunların tümü birleşik olarak aynı bilgi ilkesinden sadır olurlar(…) bu bilgiler bir ve aynı kavranabilirlik alanında yer alırlar.” diyor.”
Sayfa 69·Kitabı okudu
Reklam