Sina

Sina
@Sinat
Ticaret
Okur yazar
Antalya/Sivas
Sivas
264 okur puanı
Aralık 2019 tarihinde katıldı
Aristo felsefesini, katolik ilahiyatının kurgusal vasıtası hâline getirmiş olan Thomas Aquinas'ın, adından en çok söz etmiş olduğu yazarın Aristo değil de Dionysius the Areopagite olması çok anlamlıdır. Thomas Aquinas düzeyindeki bir entelektüel dehanın Hıristiyan bir Aristo rolüne soyunması zaten beklenemezdi. Ancak, ilahiyatçı söylemin kavramsal biçiminin Thomas Aquinas ile (ve daha önce S. Albertus Magnus ile) esaslı biçimde Aristocu hâle geldiği de tartışılmaz bir gerçektir.
Sayfa 68·Kitabı okudu
Reklam
“Duyusal olarak algılanabilir dünyanın, duyum dünyasının, simgesel bir kullanıma olanak sağlaması, göstermiş olduğumuz gibi, insan kültürlerinin evrenselliğinin tanıklık ettiği şey işte budur. Böyle bir simgecilik, din açısından doğaldır: Kutsal, insanlara yaratılışın dilinden konuşur. Bu tema, Hıristiyanlıkta da vardır. Yer ile Gökler, Tanrı'nın azametini anlatırlar: Görünmez (invisible) Varlığını ve Gücünü görünür âlemde tezahür ettirir.”
Sayfa 67·Kitabı okudu
“Aristo için tüm bilimler aynı sıfattadırlar ve birbirlerine paralel oldukları kabul edilebilir. Bu kavrayış -duyum, deneysel bilme, önermeden önermeye giderek sonuca varan akıl, entelektüel sezgi- biçimindeki bir bilme dereceleri hiyerarşilerini kabul eden Platon'un kavrayışına doğrudan zıt olan bir kavrayıştır. Kuşkusuz, son ikisinin bilime (épistèmè) dâhil olmalarına karşın, ilk ikisi kanı (doxa) bağlamındadır. Ancak, Devlet'te belirtildiği gibi, deneysel bilmeyi akılcı bilmeden (deneyim adamını bilginden ve matematikçiden) ayıran farklılık, akılcı bilmeyi entelektüel sezgiden (bilgini filozoftan) ayıran farklılık kadar büyük değildir. Dolayısıyla, Platonculuk'taki metafizik bilme, akılcı bilmeden farklı bir doğadadır: doğrudan ve tanrılaştırıcı bir vizyon, bize onun -tüm dolaylı ve önermeden önermeye giderek oluşturulan bilginin ötesindeki- aşkın Nesnesini özümsetir, oysa Aristo'daki ilk felsefe, fizik bilgisinin üst sınırından ibarettir.”
Sayfa 62·Kitabı okudu
Bu nedenle, Laertios Diogenes, üstadın öğretisine ilişkin sunusunda "Yerküre gündüz ile gecenin oluşacağı tarzda yapılmıştır. Merkezde olarak, bir noktanın etrafında devinir" diye yazarken Platoncu tezi sadık bir biçimde özetliyor. Platon'un dışında, —Platon'un Sicilya'ya üçüncü yolculuğu sırasında Akademi'nin yönetimini bırakmış olduğu- Heraclides Ponticus, Zelefkos'u (İ.Ö. 2. yy.), Aristo'nun deyişiyle "Pisagorcuları" ve diğer birçok filozofu da Yerküre'nin bir eksenin üzerinde döndüğü görüşünün yandaşları arasında saymak gerekir diye de ekliyor.
Sayfa 45·Kitabı okudu
“… Güneş'te 40 ile 50 bin kilometrekarelik lekeler çok vardır. Bunlar Güneş ufukta olduğunda, çıplak göz ile siyah noktalar gibi görünürler. (..) Lekelerin gözlemlenmesi Güneş'in kendi etrafında döndüğünün kanıtlanmasını olanaklı kılarlar. Çıplak gözün görme kapasitesi genel olarak küçümsenir. Oysa, Çinli bilim tarihçileri, M.Ö. 354 yılında, gökbilimci Gan De'nin "Jüpiter ayları"nı keşfetmiş ve tasvir etmiş olduğunu belirtirler. Bu tarih Galilei'nin (Sidereus Nuncius' un ithaf edildiği Medicis dükünün ismini verip ilk kez keşfedilmiş gibi sunduğu) "Medici gezegenlerini" keşfettiğini ilan edişinden iki bin sene öncedir.”
Sayfa 42·Kitabı okudu
Reklam