Sinem aysan

Muhtemelen hepimiz oturmuşuzdur bir kez, ait olmadığımız sofralara; özellikle de içimizden en zekileri, en zor beslenebilenler, bilirler yediklerimiz ve aynı sofrayı paylaştıklarımız hakkındaki ani bir kavrayış ve hayal kırıklığı sonucu ortaya çıkan o tehlikeli dispepsiyi- tatlı niyetine gelen o mide bulantısını.
Sayfa 222·Kitabı okudu
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
Sonunda hiç kimse, kitaplar da dahil olmak üzere, nesnelerden zaten bildiğinden fazlasını duyamaz. Yaşantılardan dolayı açık olmadığı şeye kulağı da açık değildir.
Sayfa 43·Kitabı okudu
Epiktetos’un dediği gibi, “Bir cesedi sırtlanmış ufacık bir ruhsun sen”.
Çıkıp gitmek, bize açık olan ve belki mizacımıza da uygun düşen bu ihtimal-ki psikanaliz daha sonra buna, bir şeylerden kaçınma eğilimimizin tıpkı organizma içindeki bir makine gibi ne denli otomatik olduğuna vurgu yaparak “savunma mekanizması” diyecekti- nihayetinde bir şeyleri kaçırmaktır. Kurtulmanın getirdiği coşku, maruz kalınan kaybı her zaman dengelemez. Önümüze bakabilmek için neyi ardımızda bıraktığımızı düşünmemiz gerekir.
Basit bir haz-acı hesabıyla, kurtulmamız gereken tatminkarlıktan uzak nesne ile peşine düştüğümüz, tercih edilen, tatmin ihtimali taşıyan nesne arasında dengede durmaya çalışırız. Çıkıp gitmezsek neler olacağına ilişkin sözde bilgi, tamamlanmamış bir eyleme dair paradoksal bir bilgi olma özelliğini korur.