"Onlar bu suçu istemsiz değil, kasıtlı ve art niyetli olarak işlemiştir.Ve merhameti ancak
istemeden suç isleyenler hak eder...
Onun için, kendinize ihanet etmeyin; onlarin kendilerini böyle aşağıladığı ana yüklediğiniz
acı ve önemi hatırlamaya gayret gösterin.Şimdi mevcut zaaflarınıza boyun
eğmeden ve bir zamanlar tam karşınızda dikilen tehlikeyi unutmadan, onlara hak ettikleri şeyi verin." Atina,yunanistan,m.ö. 427, Kleon
“Ben de arka bahçeye gittim.Atticus uykulu bir sesle ,’Ceketini giy,’ diye seslendi.Duymadım.”
Birinci tekil kişi ağzından anlatırken duymadım diyor ama ne dediğini de yazıyor.Açıkçası duymamazlıktan geldim ya da bir şeyler dedi ama duymadım gibi bir şey yazmasını beklerdim.
Bu kadar ünlü ve popüler bir kitapta böyle saçma bir ilişki olması beni üzdü.
Savaşın betimlemesi o kadar iyi ki okurken savaşı yaşıyormuş gibi oluyorsunuz.Tabiki savaşın dehşet verici özelliklerini de anlatmaktan geri durmuyor yazar.Bizzat savaşta kumandanlık etmiş olan yazar kendi gözünden anlatıyor yaşadıklarını.
İnsanı içini kahreden bir olay gerçekleşiyor ve bu konu üstünde çok duruyor zaten hayatın sıkıntıları varken birde kitap okurken acı çekmek istemediğim için oradan sonra okumayı bıraktım.
Kitabın akıcı bir üslubu var, dolayısıyla bir çırpıda okunabilecek bir kitap. Okurken bazen sanki gorge orwell ‘ın 1984 adlı kitabını okuyurum izlenimi oluştu bende ,sanki ikisinide aynı kişi yazmış gibi hissettim.
Konusu bilim -kurgu , fakat gerçekleşebilecekmiş gibi çok iyi aktarılmış.