Bu eserin mevcudiyetinin anlamanın iki yolu var: Ya gerçekten sefil bir adamın son sözlerini tek tek yazdığı dağınık ve sararmış kağıtlardan oluşan bir tomardan ibaret ya da bu adam, Sanat için doğayı gözlemleyen bir hayalperestle, bir filozofla karşılaşmıştır, kim bilir? Bu düşüncesi onu ele geçiren bir düştü, daha doğrusu bu düşünceye kendisi teslim oldu ve bu düşünceden tek bir şekilde, onu bir kitaba aktararak kurtarabilirdi. Okur, bu iki açıklamadan istediğini seçebilir.
Özetlemek gerekirse ruhumuzdaki var olan gücü kullan dığımız oranda yaşama sevincini tadabiliriz. Yürümeyi, bir kutuyu yerden kaldırmayı öğrenen çocuk bunu başarana dek defalarca tekrarlar, düşse de yeniden başlar. En sonunda istediği şeyi başardığında mutlulukla gülümser; gücünü arzuladığı bir şey için kullanmıştır. Ergenlik çağına girmiş bir genç yeni bir arkadaş kazandığında ise daha da mutlu olur. Bir yetişkin içindeki gücü yaratmak, sevmek ve gelecek planları yapmak için kullandığını hissederse huzur duyar. Sevinç, güçlerimizi eyleme dökmenin üzerimizde bıraktığı etkidir.