✍DİPÇE :
İnsan kör geçer yaşam yollarından,
çevremizde bulunan korkunç yoksulluğun ne kadar azını görüyoruz aslında! (s. 263)
Öncelikle Cannetti hakkında öğrendiğim birkaç detayı buraya alıntılamak istiyorum çünkü bu detayların kitabın taslağında önemli rol oynadığını düşünüyorum:
1. Canetti, çocukluğunda kızamığa yakalanır ve birkaç gün görme yetisini kaybeder. Karanlık ve çok eski bir anı olarak nitelediği bu durum hayatı boyunca onu yoklayan bir kabus olarak devam eder.
2. Bir diğeri de Cannetti'nin polis şiddetinin doğurduğu bir yangına tanıklık etmesidir, bir Adliye binasının yangını esnasında yanan 90 insanı, kağıtları ve yangını seyreden onu tetikleyen kitleleri asla unutmaz ve yangın vakası yazarın zihninde bir travmatik algıya oradan da Körleşme eserine taşınır. Körleşme eseri için 25 bin kitabın yakıldığı Nazi eylemine(1933) telmih var dense de bu yangın olayının da kaynak teşkil ettiğini düşünüyorum.
Belirtmem gerekir ki 'Körleşme' okuru sarsan rahatsız eden bir eser, bir nevi savaş meydanı: bilginin ve cehaletin; gerçeğin ve dalaverenin; hakkın ve haksızlığın; bireyin ve kitlenin, iç ve dış sesin çarpıştığı bir meydan. Ana karakterden yan karakterlere kadar derin tahlil ve tespitlerin yapıldığı, kapitalist faşist sistemin postal sesleriyle çınlayan, dolayısıyla yıpratan bir eser.
Profesör Peter Kien etrafında şekillenen ve salt kurgu gözüyle bakmadığım esere anakarakterle başladığımızda dikkatimizi ilk çeken karakterimizin adı olur : Kien Almanca'da çıra demekmiş. Öyleyse adına yazgılı bir karakterin hikayesi bu diyoruz ilerledikçe! Kimdir Kien? Ünlü bir sinolog, bir linguistik, muazzam bir hafıza, bunların yanı sıra bilgisinin kölesi, bilimsel kürsüleri ve insanları küçümseyen, merdümgiriz, kitaplarının dünyasında yaşayan ve kütüphanesini