Cem Vardar

Don Diego de Miranda'nın evinde
Don Quijote zırhlarını çıkardığı sırada, Don Lorenzo yani Don Diego'nun oğlu, babasına şöyle dedi: "Zat-ı âlinizin eve getirdiği bu bey kim acaba? Adı, görünüşü ve gezgin şövalye olduğunu söylemesi beni de, annemi de hayrete boğdu." "Ne diyeceğimi bilemiyorum oğlum," diye cevap verdi Don Diego. "Bir tek şunu söyleyebilirim: Kendisini dünyanın en büyük deliliklerini yaparken de gördüm, yaptıklarını silen, unutturan, akıllıca sözler söylediğini de. Sen konuş kendisiyle; bir nabız yokla bakalım; sen akıllısındır, akıllı mı, aptal mı olduğuna kendin karar ver. Ama doğruyu söylemek gerekirse, bana akıllıdan ziyade deli gibi geliyor."
Sayfa 553 - Yapı Kredi yayınları·Kitabı okudu
Alıntı
Cem Vardar
....Bu noktada, yemeğe çağrıldıkları için, konuşmalarına son verdiler. Don Diego oğluna, misafirin zekâsı konusunda hangi sonuca vardığını sordu. O da şöyle cevap verdi: "Onu delilikten, dünyanın en iyi hekimleri bile kurtaramaz; şuurlu aralıkları olan, kısmî bir deli o."
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Puan vermedi·104 syf.··
2025 22. kitabı
·
13 saatte okudu
·
Okunma: 02 Ağustos 2025 20:23
Yoksulluk İçimizde’yi okurken insanın içindeki boşluğu, eksikliği hissediyorsun. Mustafa Kutlu’nun dili çok doğal, sanki yanımda biri anlatıyor gibi. Süheylâ ile Engin’in hikayesi var, zor zamanlar, umutlar, bazen gülüyorsun bazen hüzünleniyorsun. Sonunda insanın gerçek zenginliğinin parayla olmadığını anlıyorsun. Kitap içten, samimi, çok sevdim.
Yoksulluk İçimizdeMustafa Kutlu · Dergâh Yayınları · 202112,9bin okunma
Cem Vardar
Eğer daha önce okumadı iseniz Osman Çeviksoy'un kısa hikayeleri ve romanlarını tavsiye ederim.. İncelemenizle fazlasıyla uyuşan yanları var.
“Anormal bir duruma gösterilen anormal tepki normal bir davranıştır.” Viktor E. Frankl
Cem Vardar
{f(×)-¹}-¹=f(×)
DIŞ POLİTİKANIZ NEDİR?
Yabancı hisse senetlerine yatırım yapmak akıllı yatırımcı için zorunlu değildir, fakat kesinlikle tavsiye edilir. Neden? Küçük bir düşünce deneyi yapalım. 1989'un sonundasınız ve Japonsunuz. İşte gerçekler: •Geçmiş 10 yıl içerisinde, borsanız yıllık ortalama %21.2 değer kazanmıştır, bu ABD'deki %17.5 yıllık kâr oranının iyice önündedir. •Japon şirketleri, Birleşik Devletler'den, Pebble Beach golf kursundan tutun da Rockefeller Center'a varıncaya kadar her şeyi satın almaktadırlar. Aynı arada ise Drexel Burnham Lambert, Financial Corp. of America ve Texaco gibi Amerikan şirketleri iflas etmektedir. •ABD yüksek teknoloji endüstrisi ölüyor. Oysa Japonlar'ınki patlıyor. Yükselen güneşin ülkesinde, 1989'da Japonya dışına yatırım yapmanın otomatik suşi satış makinelerinden sonra gelen en aptalca fikir olduğu sonucuna varabilir ve doğal olarak da bütün paranızı Japon hisse senetlerine yatırırsınız. Sonuç? Sonraki on yıl içerisinde paranızın kabaca üçte ikisini kaybedersiniz.
Sayfa 218 - Epsilon yayınevi·Kitabı okuyor
Alıntı
Cem Vardar
Ders? Japonya'daki gibi, yabancı borsalara yatırım yapmamamız gerektiği şeklinde değildir; Japonlar paralarının tümünü asla içeride tutmamalıydı. Sizin için de aynı şey geçerlidir. ABD'de yaşıyor, çalışıyor ve Amerikan Doları üzerinden maaş alıyorsanız, daha şimdiden ABD ekonomisi üzerine çok katmanlı bir yatırım yapmışsınız demektir. Tedbirli olmak için, yatırım portföyünüzün bir kısmını başka yerde tutmalısınız-çünkü hiç kimse hiçbir yerde, geleceğin dünyaya, ya da ülkenize ne getireceğini bilemez. Paranızın üçte birini yabancı hisseleri içeren yatırım fonlarına yatırmak( yükselen piyasaları da dahil ederek) kendi arka bahçemizin her zaman yatırım yapılacak en iyi yer olmaması riskine karşı iyi bir sigortadır.
İmaj geliştirmek
Selahaddin de gördüğümüz üzere cömert ve alicenap bir hükümdar olarak tasvir edilmişti...Ama Selahaddin'in cömertliği katiyyen bir efsane değildi. Müslüman ve Hristiyan tüm Arap yazarlar, hatta Katolik hasımları bunun altını çizer. Surlu Guillaume, bunun Selahaddin'in en ürkütücü silahlarından biri olduğunu çünkü bu sayede uyruklarının kalbini kazandığı söyler. İbni Şeddad, bu cömertliğin zaten çok ünlü olduğunu, o nedenle daha fazla üzerinde durmakta bir fayda görmediğini ekler. Öldüğünde, der, hazinesinde sadece bir altın ile birkaç dirhem vardı. Bu cömertlik... onun stratejik ve askerî hedeflerine de hizmet ediyordu. Örneğin imadüddin, Selahaddin'in 3.Haçlı Seferi devam ederken üç yıl içinde (1189-1192) askerlerine hediye ettiği at sayısını 12 bin olarak tahmin eder; yaralı atlarına baktırmaları için askerlere dağıttığı para ise buna dahil değildir.
Sayfa 131 - İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okuyor
Alıntı
Cem Vardar
Hristiyan Bar Hebraeus ise şu çok anlamlı anektodu nakleder: Selahaddin Amid'i aldığında şehrin hazinesini getirtti ve başkomutanından bu parayı tam avuçlar halinde emirler ve askerler arasında paylaştırmasını istedi. Başkomutan herkese birkaç sikke dağıtarak görevini yerine getirdi ama Selahaddin daha çok dağıtması konusunda onu teşvik etti. O zaman komutan gülmeye başladı ve bir gün Nureddin'in üzümler konusunda benzer bir istekte bulunduğunu anlattı; üzümleri dağıtmaya başladığında Nureddin şöyle demişti: Yavaş ol, yoksa herkese yetmeyecek." Selahaddin de gülerek cevap verdi: "Cimrilik tüccarlara mahsustur, sultanlara değil. Bu yüzden tek elle değil iki elle dağıt."