Cem Vardar

Biliniz ki: Bizim muradımız medeniyetin mehasini ve beşere menfaati bulunan iyilikleridir. Yoksa medeniyetin günahları, seyyiatları değil ki; ahmaklar o seyyiatları, o sefahetleri mehasin zannedip, taklid edip malımızı harab ettiler. Ve dini rüşvet verip, dünyayı da kazanamadılar. Medeniyetin günahları iyiliklerine galebe edip seyyiatı hasenatına racih gelmekle, beşer iki harb-i umumî ile iki dehşetli tokat yiyip, o günahkâr medeniyeti zîr ü zeber edip öyle bir kustu ki, yeryüzünü kanla bulaştırdı. İnşâallah istikbaldeki İslâmiyet'in kuvveti ile medeniyetin mehasini galebe edecek, zemin yüzünü pisliklerden temizleyecek, sulh-u umumîyi de temin edecek. (İLK HAYATI/Hutbe-i Şamiye/1.Kelime)
Din
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
26 Haziran 1983 tarihli yazısından..
Şimdi şehirleşiyoruz. Bütün güzel Boğaz korularına; "Ben denizi gören yerlerde oturayım da ne olursa olsun" diye beton gökdelen dikenler, "Falanca büyük mezarlıkta da aile mezarlığımız olsun" diyor. Eski taşları kırıp kaldırıyorlar, apartman boyunda soğuk beyaz mermerden kabirler yaptırıyorlar. Bu yeni türeyen zevksiz ölüler evi, bu arsızca yerleşme yüzünden, yan taraftaki kazasker efendi; "şunlara bulaşmamayım"der gibi samur kürkünü toparlayıp geriye kaykılıyor; obür yandaki üsküflü subaşı ağa, hiddetle bıyık buruyor; kâtibi kavuklu mümeyyiz efendi, "lâhavle.." çekiyor. Ölümü olağan bir tavır, çelebice bir estetikle karşılayan eski toplumun yerini; onu telaşla ve kapkaçla yenmeye çalışan, pervasızca yıkıp yapan ham bir toplum aldı.
Sayfa 36 - Kronik Yayınevi·Kitabı okudu
Cenab-ı Hakk'ın esma-i hüsnasının hadd ü hesaba gelmez enva'-ı tecelliyatı var. Mahlukatın tenevvüleri, o tecelliyatın tenevvüünden geliyor. O esma ise, daimî bir surette tezahür isterler. Yani, nakışlarını göstermek isterler. Yani nakışlarının âyinelerinde cilve-i cemallerini görmek ve göstermek isterler. Yani, kâinat kitabını ve mevcudat mektubatını ânen fe-ânen tazelendirmek isterler. Yani, yeniden yeniye manidar yazmak ve her bir mektubu, Zât-ı Mukaddes ve Müsemma-yı Akdes ile beraber, bütün zîşuurların nazar-ı mütalaasına göstermek ve okutturmak iktiza ederler. (Onsekizinci Mektub/3.Mesele-i Mühimme) Mektubat - 86
Din

Cem Vardar

, bir kitap okudu
9/10
·400 syf.·
Beğendi
·
35 günde okudu
·
Okunma: 07 Nisan 2026 14:15
·
2026 5. kitabı
Namık Kemal
7.9/10 · 5,6bin okunma
Adil Giray, Şehriyar'ı terslemesinden sonra
Adil Giray'dan Şehriyar'a gönderilen son tezkire elbette hatırdadır. Karı, kendisini ümidinin ortaya çıkacağı sefa sabahında, ömrünün en mutlu bayramında bilip dururken Adil Giray'dan ümidinin, emelinin bütün bütün tersine olarak öyle bir hakarete, bir tehdide uğrayınca âdeta kudurmuş kabul edilecek bir hâle geldi. Sanki damarlarında kan yerine irin dolaşmaya başlamıştı. Gönlündeki o lezzetli muhabbetler çürümüs, kurtlanmış meyveler gibi öfkenin zehirli kinine dönüşmüştü. Zaten beslediği temiz bir sevda değildi ki yöneldiği taraftan kabul görmeyince tesirini kendi gönlünde icra etsin. Adil Giray, şehvet arzusuna hizmet edemeyeceğini açıktan açığa meydana koyunca nazarında galip rakibi olan Perihan'dan daha kötü görünmeye başladı. Birkaç saat evvel yoluna can vereceğinden bahseden alçak kadın, birkaç saat sonra o kadar değişti ki biçarenin canına kastetmekten başka bir şey düşünmez oldu...
Sayfa 321 - İthaki Yayınları·Kitabı okudu