bir yığın akılsızın saldırdığı, çok daha fazlasının da yatsıdığı ahlak bilinci vardır ve hep var olmuştur, dördüncü zaman filozoflarının ruh kavramı henüz bulanık bir projeden fazlası değilken icat ettikleri bir şey değildir.zaman geçtikçe, genetik Tokuş’un etkisi ile sonunda vicdanımızı kanımızın rengine, gözyaşlarımızın tuzuna karıştırdık ve bu da yetmezmiş gibi, gözlerimizi içeriye dönük aynalar haline getirdik ve onlar da sonuçta çoğu zaman ağzımızla inkar ettiğimiz şeyleri hiç çekinmeden gösterir oldu. Bu genel halin üzerine, bir de basit zihinlerle kötü bir eylemde bulunmaktan kaynaklanan pişmanlığa çoğu zaman atalarımızdan kalan her çeşit korkunun da karışmasının yarattığı özel durum eklenince, kabahat işleyenin cezası daha taşa sopaya sıra gelmeden hak ettiğinin iki katına çıkar. Bu yüzden, söz konusu durumda, marşa basar basmaz hırsızı ne oranda korkularının, ne oranda sızlayan vicdanının rahatsız etmeye başladığını çözmek mümkün olmayacaktır…
Sayfa 25 - Kırmızı kedi yayınevi 2015