gün bir gölge dolaşıyordu...
aşkın terkettiği bir güzellik, karşıdan karşıya geçerken bir an durdu
iki katlı, ahşap, yıpranmış, düz binanın alt katında gölge
baktı durana
soğuktu hava
esmiyordu rüzgar
kimsesizdi sokaklar
vakit erkendi, erkenden daha erkendi
güzellik eteğinin uçlarına bakıp yere serildi
gölge izledi
hayat bitti
ölmek o yaşta herkese kolay gelirdi
Bir kahvaltı masasını paylaşabilmek de hayat, ölmek de hayattan.
Eylemlerin adı başka, tadı başka, ardından yaşattıkları başka... o başka, bu başka, ben başka, sen başka; bambaşkalık dört tarafta...
her şey aslında göründüğünden çok başka şiraze.