Slmkvrmcgl

Bu "onuncu akıl" anasırın müdir ve mürebbisi olduğundan ve anasırın üzerinde faal bulunduğundan buna "akl-ı faal" denilmiştir. Eski filozoflara göre insan, ilim ve marifet sa- yesinde eşyanın hakikatlerine vukuf kesbeder ve yükselerek cevher kesilecek olursa bu "akl-ı faal" mertebesine gelmiş ve en yüksek kemal mertebesine erişmiş olur. İnsan için mukadder olan kemal budur.
Reklam
Bu "onuncu akıl”dan sonra akıl mertebesi nihayet bularak "nefs" mertebesi başlar. "Nefs" de "akıllar" gibi cisim ve cismanî değildir. Fakat cisme mukarin olur. Cisme mukarin olmasından kendisine zulmet gelmiştir. Bunun için insan aklın nuruyla aydınlanmayınca kendi nefsini göremez. Karanlıkta bulunan kimse ne kendisini ve ne etrafındakileri görmüyorken güneşin ziyasıyla kendisini ve etrafını gördüğü gibi "nefs" te kendi zâtını, aklı ve mücerret sûretleri aklın nuruyla görür. Bu nefslerin dokuzu eflâk âlemindedir.
Sayfa 13·Kitabı okudu

Slmkvrmcgl

, bir kitap okudu
Puan vermedi·141 syf.·
1 saatte okudu
·
2022 68. kitabı
Diğer bir ifadeyle, kişi, öğrenme sürecine dikkat ederek, on bilgilerini eleştirel bir şekilde gözden geçirip, gelişim düzeyine dikkat ederek bunları mantıksal bir şekilde anlamlandırır ve değerlendirirse yeni bir yapılanmayı gerçekleştirebileceği ortaya çıkmıştır.
Sayfa 129·Kitabı okudu
Gazzali'ye göre, filozofların en büyük hatası, artık değişimin mümkün olmadığı yakini ve zaruri bilginin elde edilmeyi temin eden burhan yöntemini dini meselelerde kullanmaktan kaçınmalarından kaynaklanır. Ayrıca felsefecilerin, kendilerini elit/havas olarak görmelerini, nasların hakikatini kendilerinin kavradıklarını, nassların zahirlerinin halka yönelik semboller olduğunu söylemelerinin hiçbir anlamı olmadığını belirtir.
Sayfa 122·Kitabı okudu
Reklam