Bazen bir habere denk gelirsin ve daha ilk satırda içini bir sıkıntı kaplar ya… İşte bu da onlardan biri.
Kahramanmaraş ve Şanlıurfa’da yaşananları okurken insanın aklından tek bir şey geçiyor: “Nasıl bu hale geldik?”
Okul dediğimiz yer… Hani çocukları gözümüz arkada kalmadan gönderdiğimiz yer. Güvende olduklarını düşündüğümüz, hatta belki de en güvende olmaları gereken yer. Ama artık öyle mi gerçekten?
Her böyle haber gördüğümde aynı hissi yaşıyorum. Önce üzülüyorum, sonra sinirleniyorum, sonra da garip bir çaresizlik çöküyor. Çünkü biliyorum ki birkaç gün konuşulacak, sonra unutulacak. Ta ki bir yenisi olana kadar…
Bu döngü çok yorucu değil mi?
Kimse büyük büyük laflar etsin istemiyorum aslında. “Önlemler alınacak”, “gereği yapılacak” gibi cümleler artık bir şey ifade etmiyor. İnsan sadece şunu duymak istiyor: Gerçekten bir şeyler değişecek mi?
Çünkü mesele sadece bir olay değil gibi geliyor bana. Sanki uzun zamandır biriken, görmezden gelinen bir şeylerin dışa vurumu gibi. Ve biz hep sonrasında konuşuyoruz. Hep olduktan sonra…
Belki de en çok bu can sıkıyor.
Çocukların korkmadan okula gidebildiği bir şey istemek bu kadar zor olmamalıydı. Gerçekten olmamalıydı.