"Ne kadar harika!"
"Evet, güzeldir. Ama özgürlük burada olmaktan çok daha güzeldir."
"Ögürlük mü dedin? Burada özgür değil miyiz ki?"
"Sen kadın olduğun için anlamıyorsun. Sana şu kadarını söyliyeyim; çölde açlıktan ölmekte olan bir çakal kafesteki karnı tıka basa tok bir aslandan çok daha mutuludur."
İnsan bazen yanı başındaki bir kitapta bütün hayatının yazılı olduğunun farkına bile varmıyor; okumaya başladıkça giderek daha iyi anlıyor ve o ana kadar bulanık kalan şeyleri çözebiliyor
Uzun süre önce okuduğum bir kitaptı fakat tekrar okuma istediği oluşunca zaman kaybetmeden okuma listemden kalan zamanda okudum. Bu hikayede yoksulluğu iliğinize kadar hissedeceksiniz.(Fakirlerin evlerinde babalar hep unutkan,
anneler hep tok olur.) Sahiplenme ve sevginin bolca olduğu bir kitap. Ama ne kadar çok seversen sev yoksulluk korkusu sevginin önüne geçtiğini gösteriyor bize. (" Mutsuzluk bulaşıcı bir hastalıktır. Mutsuz ile yoksulun birbirinden uzak durması lazım, birbirlerine bulaştırmamak için. ") Bir insana ne kadar emek verirseniz verin çıkarlarına göre hareket edecekleri gözler önüne seriyor.(“Her şeyi fazla ciddiye alıyorsunuz, bu yüzden de mutsuz oluyorsunuz.”)