Bütün bunları birine anlatmak isterdi belki. Ama bulutlar gibi görünüm değiştiren, yel gibi dönen bu kavranılmaz, tutulmaz huzursuzluğu nasıl anlatmalıydı?
Gerekli sözleri bulamıyordu, gerekli fırsattan, ataklıktan da yoksundu.
Ama yeni bir durumun tasası, belki de bu adamın varlığından doğan tedirginlik, o zamana kadar şiirli göklerin parıltısı içinde pembe tüylü bir büyük kuş gibi durmuş olan şu eşsiz tutkuya kavuştuğunu sanmasına yetmişti -ne var ki, şimdi içinde yaşadığı bu durgunluğun bir zamanki düşlediği mutluluk olduğunu düşünemezdi.
Sakin görünüşlere alışmış olduğundan, tam tersine, tehlikelerine doğru yöneliyordu. Denizi sırf fırtınaları nedeniyle, yeşilliği ancak yıkıntılar arasına serpilmiş olduğu zaman severdi. Nesnelerden bir çeşit kişisel yarar sağlamak istiyor, yüreğinin kendiliğinden yanıp tükenmesini kolaylaştırmayan her şeyi yararsız diye tepiyordu. Bir sanatçı yaradılışından çok, duygulu bir yaradılışı vardı, görünümleri değil, heyecanları arıyordu.