Ama ne tuhaf, tüm güzellikleri yakıp yıkmasına, ansızın çekip gitmesine rağmen özlüyorum onu. Bana yaptığı bütün kötülüklere rağmen. Anladım ki; özlemek bir
insanın sahip olabileceği en savunmasız duyguymuş.
Batı Avrupa kültürü dünyaya öyle hâkim olmuş bulunuyor ki, meselâ Beethoven’in müziğinin standartlarına karşıysanız, yoksunuz demektir. İnsan olarak aforoz ediyor sizi. Aksi takdirde bağıracaksınız, sesiniz yüksek olacak ve bir miktar saldırgan olacaksınız.
alnını
dağ ateşiyle ısıtan
yüzünü
kanla yıkayan dostum
senin uyurken dudağında gülümseyen bordo gül
benim kalbimi harmanlayan isyan olsun
şimdi dingin gövdende
uğultuyla büyüyen sessizlik
birgün benim elimde
patlamaya sabırsız mavzer olsun
başını omzuma yasla
göğsümde taşıyayım seni
gövdem gövdene can olsun
vücudum
sabırlı sevgilim benim
bu hüznü senin için biriktiriyorum
sana gelicem beklemelerin bu acılı durağından
bu giz bu karanlık bitecek
güneşin çıkmasını bekliyorum