En iyisi düşünmemekti. Kaçmaktı. Kendi içime kaçmak. Fakat bir içim var mıydı? Hatta ben var mıydım? Ben dediğim şey, bir yığın ihtiyaç, azap ve korku idi.
Ne sen,
Ne ben
Ne de hüsnünde toplanan bu mesâ,
Ne de âlâm-ı fikre bir mersâ
Olan bu mâî deniz
Melâli anlamayan nesle âşinâ değiliz.
*
(Ne sen, ne ben, ne senin güzelliğinde bir araya gelen bu akşam vakti, ne de düşüncelerin acılarına bir sığınak (liman) olan bu mavi deniz... Biz, ruhun o asil hüznünü (melali) anlamayan bir nesle aşina değiliz)