Nefes

Nefes
@SonsuzNefesim
Hukuk Fakültesi :)
üniversite
1 Nisan 2004
156 okur puanı
Ekim 2021 tarihinde katıldı
Puan vermedi
Çalıkuşu’nun yayımlandığı yıllarda gördüğü bu büyük ilginin nedenlerinden biri, her sınıf halkın anlayabileceği günlük konuşma diliyle yazılmış olmasıdır. Çalıkuşu’nun çok hareketli oluşu ve bol maceralarla örülmüş bulunması da, okuyucuyu çeken nedenlerden biri sayılabilir. Daha önce değindiğimiz üzere, duygusallığı kimi sanat çevrelerine bir suçmuş gibi ileriye sürülen Çalıkuşu; bir yandan da, edebiyatımızda realizme yol açıcı eserlerin başında gelmekte ve kendi yapısı içinde birtakım toplumsal sorunlara dokunmaktadır. Çalıkuşu, ana çizgileriyle, kaybettiği sevginin yerini doldurmak için hayatını Anadolu insanına ve çocuğuna adayan ülkücü bir genç kızın hikâyesidir.” “… Buna rağmen, roman hakikaten hissi idi. Ve genç kız psikolojisini, ferdi saadet meselesini bir çıkmaza götürüyordu. Reşat Nuri Güntekin bu çıkmaz, öbür romanlarında düz cadde haline getirdiyse bile, ona bir yığın tünel açtı. Hatta kendisine başka yollar aradı. Ferdi saadet hakkında daima fedakarlık hissini yüklenmekle beraber, daha muvazeneli düşünen kahramanlar yarattı. Bununla beraber hareket noktası gene Çalıkuşu’dur. Eserlerin mihverlerini yapan şeylerin hemen hemen hepsi bu kitapta vardır. Çocuk, bilhassa kimsesiz çocuk, evlat edinme, nesil ve terciye anlaşmazlığı, mektep ve onunla kurtuluş.”
Edebiyat
ÇalıkuşuReşat Nuri Güntekin · İnkılap Yayınları · 1999123,2bin okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Puan vermedi
Yazarın okuduğum ilk kitabiydi. Eyvallah serisini okuduktan sonra okusam daha iyi olacaktı sanki. Hataya düşmüş "açık" bir günahkar olaraktan, kitabi okurken ötekileştirildiğimi hissettim. Fesleğen gibi yarı melankolik, depresif bir arkadaşım olsa ona katlanabileceğim maksimum gün sayısı üç.. Kitabın dili 20 li yaşlarının başında bir kıza pek uygun değil. Zaman zaman polat alemdarın babası ömer baba, bazende devlet bahçeli konuşuyormuş gibi hissettim. Bunu söyle yap kardeşim, sütüne tarçın koyup öyle iç kardeşim gibisinden nasihat temelli yazılardan pek hoşlanmıyorum. Ben fesleğen karakterini asiri burnu buyuk buldum. Haram mi helal mi bilmem yargilamak bana da düşmez ama herkesin aşki kendine kutsal ve biriciktir. Herkes aci çeker. Kavusur, barışır, özler. Zaten kitabın sonu çok belli bile bile okuyorsun, benim anlamadıgim bazi noktalar oldu. Köyde oturduklarını söylerken, bir kaç sayfa sonra mahallelerinden bahsediyor. Köylerin artık mahalle olarak geçmesinden olabilir. Ama geniş bir avludan bahsediyor, ama odası konyanın meşhur "yeşil kubbesi" manzaralı. Anlamadım. Ayrica köyde oturuyorsa mahallede nasıl sahaf işletiyorlar. Birde eylül ayınin sonarina dogru sobalar yanmaya basladiginda ıhlamur agacinin çiçeklerinin kokusundan mest oldugu bir sahne var. Eylül ayında konyada ıhlamur çiçeği ara bul ki koklayasin. En nazlı bitkilerden biri olan ihlamur, eylül sonuna bırakilmaz. Yani biz bırakmiyoruz, iki gun gec topla yagmur yerse sümükleniyor, ya da dalda böcekleniyor. Bizimkilerden biliyorum. Konya'nin ıhlamurları cins olarak farkliysa bilemem. Hangi kurdu beslersen o kazanir ve çölde hirsiz tarafindan gaspa ugrayan"bunu kimseye anlatma" diyen derviş hikayesine zaten daha önce denk gelmissinizdir. Çay, kahve ve kitap üclemesinin kullaniminda ahmet batmani
Fesleğen - Hikmet Anıl Öztekin
FesleğenHikmet Anıl Öztekin · Hayy Kitap · 201717,2bin okunma
Puan vermedi
Romanda olayların 1940’lı yıllarda geçtiği değerlendirilmektedir. Fikret Irmak, Siyasal Bilgiler Okulu’nu henüz bitirmiş, İstanbul’dan Adana’nın bir ilçesine atanmış genç ve deneyimsiz bir kaymakamdır. Atandığı ve ilk kez kaymakamlık yapacağı ilçede çeltik tarımı yapılmaktadır. Ancak çeltik işi birkaç ağanın çok önemli bir gelir kapısıdır. Kaymakam başkanlığında toplanan çeltik komisyonu her yıl çeltik ekilecek arazinin sahiplerine ruhsat verir. Romanın başkahramanı Fikret Irmak tecrübesiz olduğu için çeltik ağalarının oyununa gelir ve kanuna aykırı olarak bazı arazilere ruhsat verir. Okçuoğlu’nun oyununa gelen kaymakamın yaptığı bu yanlış Sazlıdere Köyü halkını mağdur eder. Köyü su basar, her yer bataklık olur, sivrisinekler yüzünden sıtma alır başını yürür. İlçe Tahrirat Kâtibi Resul Efendi’nin de uyarısıyla Kaymakam oyuna geldiğini anlar. O günden sonra Kaymakam ile çeltik ağaları arasında mücadele başlar. Çeltik ağaları, kaymakama yalvarırlar, rüşvet teklif ederler, evini kurşunlatırlar, hakkında üst makamlara şikâyet dilekçeleri yollatırlar ama fayda etmez, kaymakam yolundan dönmez. Ancak Murtaza Ağa bir heyetle Ankara’ya giderek kaymakamı Dâhiliye Vekili’ne şikâyet eder. Kaymakam, Kars’ın Kağızman ilçesine gönderilir. Kaymakam ilçeden ayrılırken onlarla çocuk arkasından teneke çalarlar. Romanda işlenen başlıca temalar; kırsal yoksulluk, ağa-köylü çatışması ve ağa-devlet ilişkileridir. Yukarıda da belirtildiği gibi eserin başkahramanı bir kaymakamdır. Bu arada Teneke romanı 1978 yılında “Kanal” adıyla beyazperdeye aktarılmıştır. Filmin başrollerinde Tarık Akan, Meral Orhonsay, Tuncel Kurtiz ve Kamran Usluer oynamıştır. benim için zevkli bir kitaptı okumanızı öneririm
1000k
TenekeYaşar Kemal · Yapı Kredi Yayınları · 201712,3bin okunma
Puan vermedi
Camus okumayı ve Camus'ye dair okumayı sever ve önemserim. Görüşlerini benimsediğim için değil, ondan da öte üzerinde düşünmeyi gerekli gördüğüm varoluşsal konulara dair görüşler sunduğu için. Açıkçası ilgisi olsun veya olmasın -insanlığa dair evrensel kavramları sorgulatması sebebiyle- tüm insanlarca okunmasının elzem olduğunu düşündüğüm yazarlardan biridir Camus. Kitap hakkındaki düşüncelerime geçmeden önce konu ile alakalı olduğuna inandığım bir noktaya parmak basmak istiyorum: Kanımıza işlemiş olan her konudaki iflah olmaz ikilem yaratma merakımıza. Evrim mi, Tanrı mı; aşk mı, mantık mı; mutluluk mu, para mı; Meursault mu, toplumsal değerler mi? 'Taraf olmayan bertaraf olur.' felsefesini sakat bir tarafgirlik noktasına vardırıyoruz. Halefini eğrisiyle dahi kabul ettiren, buna mukabil muhalifini doğrusuyla bile reddettiren bir tarafgirlik. Ikilem yaratmaya kendimizi o kadar adamışız ki kutuplaştırdıklarımızın bir arada da yaşayabilecekleri ihtimalini aklımıza getirmiyoruz bile. Halbuki şunu göz ardı ediyoruz ki bu kutuplar içlerinde birbirlerini barındırıyor dahası biri diğerinin var olma sebebi. Nereden geldim bu konuya? Kimi okur başkahramanımız Meursault’yu göklere çıkarıp toplumsal değerleri yerle bir ederken kimi okur da tam aksini yapıyor. Fikrimce dengeli bir sorgulama daha ufuk açıcı olacaktır. Yazar kitapta; toplumsal değerlerin bireyi baskılaması, tutumların çevre tahakkümüyle şekillenmesi, suç ve ceza kavramlarının belirleyicileri gibi bazı önemli konuları sade bir dil ve sıradışı bir başkahramanla işlemiştir. Vuruculuk dille değil, karakter ve önermelerle sağlanmış. Bu sebeple kitap rahat okunmakla birlikte derin sorgulamaları da beraberinde getirmektedir. Kitabı okurken bir kere daha fark ediyoruz ki İnsanı 'Lanet olası federaller!' diye isyana
YabancıAlbert Camus · Can Yayınları · 2025137,1bin okunma
Puan vermedi
Suç mu? Kader mi? Okuyup bitireli yaklaşık iki hafta oldu. Bu süre zarfında notlarımı tekrar gözden geçirmek için de çokça sürem vardı. Livaneli nasıl başarıyor bilmiyorum ancak etkili eserler üretebiliyor. Fakat bahsedeceğim bu kitabı kurgu ve ahenk yönünden, öncekilerin ya da benim önceki okuduklarımın biraz gölgesinde. En baştan belirtmek istiyorum ki okuyacağım kitapları yazarlarının şahsi düşüncelerine ve ideolojilerine göre seçmediğim gibi okuduktan sonra yaptığım incelemelerde de yine sadece eserin kendisini değerlendirmek niyetindeyim. Ayrıca bugüne kadar maalesef maruz kaldığım durumlardan bir diğeri incelemenin bütününü okumadan yapılan yorumlar oldu. Kısaca yazarın fanatiğiyseniz okumamanızı öneririm ya da hiç olmazsa tamamını anlayarak okumanızı rica ederim. Hadi başlayalım! Spoiler içerebilir. Tadınız kaçmasın. Eserin ilk baskısı her ne kadar Kasım 2002’ de yayımlanmış olsa da, kurgunun geçtiği zaman aralığını kestirebilmek oldukça zor. Bir yerlerde hain terör örgütü kurulalı 15 sene oldu deniyor, başka bir yerde İstanbul’ un 2000’ li yıllar nüfusu paylaşılıyor, bir taraftan Hizbullahçılar ortalıkta fink atıyor. Özel TV' ler vs. sonuç olarak 1993 – 2002’ li yılların karışımı hakim. Türkiye bu harmanlanmış yılları yaşarken, Van Gölü’ nün çevresinde pek kimsenin bilmediği, yöre kadınlarının avluda sohbet ederken yere çömelip ihtiyaçlarını giderdiği -ben hiç duymadım- , bağnaz, dini hissiyatın sömürüldüğü bir kasabada, bir kuytuya hapsedilmiş Meryem vardır. Hikayemiz böyle başlıyor. Meryem hapsedilmiştir çünkü çok büyük suç işlemiştir. En başta bir kız olarak dünyaya gelmiş, ardından tecavüze uğramıştır. Hem de amcası tarafından. Bundan daha büyük bir suç olabilir mi? Kasabanın fiili dini lideri amcası ve diğer aile büyükleri Meryem’ in geleceğini
MutlulukZülfü Livaneli · Doğan Kitap · 202043,6bin okunma