Ok ne lan, ok ne g*t lalesi! Sana mantıklı bir sürü şey söyledim de söylediğin tek şey ok mu? OK sensin pislik! ya saçmalama, bu ilişki olmalı falan diye diretsene, bana yalvarsana, ağlasana köpek! Ok ne?
Aklı ve mantığı ele geçiren, aynı zamanda akla ve mantığa sığmayan bir duygunun içindeyim. Geriye bakarak gitmeye çalışıyorum. Kırık bir umut taşıyorum. Aklım sende kala kala senden gidiyorum. İnsan yarısında terk ettiği filmin sonunu merak eder mi? Ediyorum.
Raphael'in üzerinde arsızca gezdirdiği arzulu bakışlarını hatırladı. Belki de Beattie'nin özünde, Raphael' e bunu rahatça yapabileceğini hissettiren bir şeyler vardı. Yeniden yanlarına gittiğinde aptal aptal sırıtıp gülümsememeye karar verdi. Başını dik tutacak ve ona, oyun oynayabileceği aptal bir oyuncak olmadığını gösterecekti...
Ne kadar zaman geçerse geçsin, üç kişilik yemek yapmaktan vazgeçmeyeceğimi biliyordum. Isıttığım tavaya biraz zeytinyağı dökerken James'in kollarını belimde, dudaklarını boynumda hissedebiliyordum. Kaç kez meşgul olduğum için onu kendimden uzaklaştırmıştım ? Kaç kez "Bu gece olmaz," demiştim? Tavaya yerleştirdiğim tavuk göğüslerinin cızırtısını dinledim. Şimdi burada olmasını, o anlara geri dönebilmeyi nasıl da isterdim... Bütün o anlara...