Fatma Bümen

Fatma Bümen
@Spotlessmind
Puan vermedi·225 syf.··
2024 9. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 01 Mayıs 2024 23:38
Yazarın okuduğum ikinci kitabı. Bu kadar basit, yalın bir anlatımla bu kadar derin anlamlar yükleyebilen ve zekice çıkarımlarda bulunan başka yazar var mıdır bilmiyorum. Kendileri favori yazarım oldu diyebilirim Yazar aşkı, iki gencin tesadüfen karşılaşması ve birbirinden hoşlanmaları sonucunda başlayan ilişkileri üzerinden çıkarımlar yaparak bir deneme tadında anlatmaya çalışmış. Kitabı okurken aslında baştan sona bir ilişkiye dışardan bakan üçüncü bir göz oluyorsunuz. Bu ilişkilerinizde, okuduğunuza benzer davranış örüntüleriniz olduğunu benzer yanılsamaların içerisine düştüğünüzü ve tüm duygularınızı size sorgulatıyor. AŞK İlk bölümde, tesadüfi karşılaşmalarını okuyoruz ve burada altını çizdiğim cümle şu oldu ‘’Elimizdeki verilere yüce anlamlar yükleyerek zamanı kendimizce öyküleştirdik’’ . Belki de aşkın tanımı budur. Elimizdekinlere, karşımızdakine yüce anlamlar yüklüyoruz ve romantik bir yazgıcılık içerisine bürünüyoruz. Ve yazarın tam da bahsettiği gibi karşımızdakini idealleştiriyoruz. Kendimizde görmek istemediğimiz zayıflık,korkaklık, tembellik, aptallık tüm bunları karşımızdakinde görmemeyi umarak aşık oluruz. Böyle başlar her şey. Derinlerde bir yerde eksiklik duygusu olmasa birine aşık olabilir miydik acaba? Ve birinden etkilenmeyi kendi kişisel özelliklerin yok edilmesi şeklinde algılarız bazen. Çok etkilendiğimiz biri için kendi özelliklerimiz çatışırmış gibi hissederiz. Karşıdan gözlemlendiğimiz, yüzünden ve sesinden kendini pek ele vermeyen insanlara çok kolay aşık oluruz diyor yazar. Evet, birbirini tanımak aşka engeldir. Gerçek ve idealleştirdiğimiz birbiriyle çatışır. Belki de büyük aşklarla başlayan ilişkilerin zaman geçtikçe birbirinin tanınması sonucunda giderek azalması bu yüzdendir. Belki de bu yüzden aşıkken evlenilmemesi gerekir. AŞKIN
İnsan ve Duygular
Aşk ÜzerineAlain de Botton · Sel Yayıncılık · 20202,085 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Puan vermedi·172 syf.··
2024 8. kitabı
·
26 günde okudu
·
Okunma: 20 Nisan 2024 16:29
Baştan söylemeliyim ki kitap belki de kötülük kavramına karşı olan düşüncelerinize yeni bir bakış açısı getirecek ve bu kitap incelemem de belki de sorularla dolu olacak. İnsanın kişiliği Tanrının eseri midir? Peki ya kişi kötüyse biriyse? ‘’Nedir sizi böyle yapan? Sorunlarınızı inceliyoruz, geçmişinizi elden geçiriyoruz…İncelemeler, deneyler,kitap okumaktan, not tutmaktan bozulan gözler. Güzel evin, seni seven annen baban. Yüreğindeki çöreklenip oturan yılanın adı ne?’’ diye sormuştu Alex’e suçluyu topluma kazandırma uzmanı. Sahi neydi kötülük yapan birinin temeldeki motivasyonu? Tanrının eseri miydi, yoksa kendisine verilen seçme şansı vardı da mı kötülüğü seçmişti? Alex’e göre kötülük yapmak adeta mutluluk ve zevk veren bir olguydu sadece. Yani aslında kötülüğün seçimini anlayamadığımız noktada gerçekten mantıklı bir motivasyon nedeni aramalı mıyız? Bir de Alex’in tarafından bakalım. Alex şunu sormuştu, neden iyiliği incelemezler de kötülüğü incelerler? Peki şunu mu düşünmeliyiz iyilik de en az kötülük kadar normal midir? Bunu seçen birinin normaline alışmak ve tarafsız bakabilmek gerçekten zor. Alex suçlar işledikten sonra hapse atılan ve sonrasında devlet tarafından koşullandırılarak ‘’iyi bir insana’’ dönüştürülmeye çalıştırılarak topluma kazandırmaktır. Bu noktada hapishane yöneticisinin görüşü; göze göz dişe diş olarak geçer. Eğer kişi bir kötülük vuruyorsa devlet beş vurmalı olarak düşünmektedir. Diğer bir noktada topluma kazandırılmaya çalışılan Alex, tedavi sonucu yaptığı her kötülükte acı hissedecek şekilde koşullandırıldığı için kötülük yapamaz duruma gelir. Bu devletin bulduğu bir çözümdür. Bakanın temel yaklaşımı suç oranını düşürmek ve masum insanları bu kötülüklerden korumaktır. Pragmatist olarak yaklaşırsak evet Alex bu yüzden suç işleyemeyecek
İnsan ve Duygular
Otomatik PortakalAnthony Burgess · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2009113bin okunma
Puan vermedi·88 syf.··
2024 2. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 22 Ocak 2024 08:22
Kırık Kanatlar Yazarın okuduğum ilk kitabıydı. Kitap Arap dilinde yazılmış olan ilk romanlardan olup salt bir aşk romanı değildir. Kitap aynı zamanda din adamlarının toplum üzerindeki etkileri ve kadın hakları gibi toplumsal meseleleri de ele alır. Anlatım tarzı olarak oldukça etkileyici ve şiirseldi. Kısa bir kitap ama duygusal olarak oldukça yoğun. Aktarılan duyguları anlamak için ara ara düşünüp, karakterin hislerini ve duygu dünyasını anlamlandırmaya çalıştım. Çünkü öyle bir duygu, his yoğunluğu var ki bunu aktarabilmiş olmak yazara hayran olmamı sağladı. Kitabın bende güzellik algısına yönelik farklı bir etki yarattı. Halil Cibran kaleminden, gözünden Selma Karami'yi ve ona olan aşkını okuyorsunuz. Başlarda Selma Karami'yi enfes ve kusursuz güzellik ve zarafette bir kadın hayal ediyorsunuz. Fakat romanda bahsedilen güzellik bakış açısını okuyunca bir insanın diğer bir insanı ''güzel'' bulmasının çok basit bir olgu olmadığını düşündürttü. '' Güzellik, sadece ruhlarımızın büyülenmek için algılayabileceği bir gizemdir; muhakememizi felce uğratır, altüst eder, çünkü muhakeme yoluyla güzelliğin grerçekliğini sözle ifade edemeyiz. Güzellik, bakan kişi ile bakılan kişi arasındaki bakışta saklı bir akıştır..'' (sf.15) '' Selma'nın güzelliği onun altın sarısı saçlarında değil, onları sarmalayan erdem ve saflık halesindeydi; onun iri gözlerinde değil, o gözlerden yansıyan ışıktaydı; onun lal dudaklarında değil, sözlerinin tatlılığındaydı.. '' (sf.18)
Edebiyat
Kırık KanatlarHalil Cibran · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202512,4bin okunma
Puan vermedi·256 syf.··
2024 3. kitabı
·
14 günde okudu
·
Okunma: 29 Ocak 2024 07:53
Öncelikle incelememe kitapta en çok hoşuma giden ve unutamayacağım bir benzetmeyle başlamak istiyorum :) Bir insan ile bir caretta caretta arasında benzerlik var mıdır? Caretta carettalar topraktaki yuvalarından kabuklarını kırıp kumsala saçılırlar. Okyanustaki yaşam alanlarına ulaşabilmeleri için ay ışığı ve okyanus parıltılarını seçmelidirler. Ancak bu hepsi için kolay değildir. Eğer aldatıcı yansımalarla manipüle olurlarsa, yanlış ışığa çekilirler ve yakıcı güneş ışıklarıyla kavrulurlar. İnsan hayatı da böyledir, yanlış kararlara, yanlış davranışlara aldatıcı ve manipülatif insanlara yöneldiğimizde hayatımızda derin yaralar açabiliriz hatta belki de hayatımızı kaybedebiliriz. Yanlış ışığı seçmemek, yanlış seçimlerde, ilişkilerde bulunmamak adına sizi aydınlatacak ve doğru ışığı bulmanızda yardımcı olacak bir kitap Duygusal Oyunlar. Kitapta en çok etkilendiğim kısım İlişkilerde Stratejiler idi. Duygusal oyunların oynandığı bir ilişkide olabilir misiniz? Ya da farkında olmadan siz de oynuyor olabilir misiniz? Kitap erkeklerin ıssız adam, kadınların zor kadın olma ya da ilk adımı kimin atması gerektiğine ilişkin bu ve buna benzer duygusal oyunlar yerine, kendi kostümünüzü giyip, kendi sağlıklı yolunuzu bulup kim olmak istediğinize karar verip ve bunun üzerinde kendinizi geliştirmeniz ve kendiniz gibi hissedeceğiniz ilişkilerde bulunmanızı önerir. Bence bu günümüz ilişkilerinde herkesçe benimsenmesi gereken sağlıklı ve huzurlu ilişkilerin anahtarıdır. Bu anlamda kitabın yaşadığınız ilişkileri gözden geçirme sadece romantik değil aile içerisinde de oynanan manipülatif davranışları farkedebilmek adına da oldukça etkili.
İnsan ve Hayat
Duygusal OyunlarBahar Tezcan · Küsurat Yayınları · 2022393 okunma
Puan vermedi·352 syf.··
2024 1. kitabı
·
30 günde okudu
·
Okunma: 15 Ocak 2024 22:41
1984. Kimine göre geleceğe dair bir öngörü, kimine göre kurgu, kimine göre totaliter rejimlere karşı bir eleştiri. Bana göre neydi bu kitap? Gerçek olamayacak kadar paronoyakça fakat tamamen gerçeklikten ayrışmış, bahsi geçenlerin en küçük bir örneğini bile günümüzde göremeyecek kadar hayali de değil. Distopya türünün belki de en popüler kitabı olan 1984'ün elbette ki kendine ait bir dünyası var ; tüm gerçeğin farkında olarak yalanlar söylenmesi, birbirini çürüten iki görüşü aynı anda savunmak, ahlaksızlık yaparak ahlakı savunmak olan çiftdüşün, rejimin düşünceleri ele geçirmek için kelimeleri elden geçirmesi olan yenisöylem, belki de ruhumu en çok daraltan, kişilerin yüzünde belirecek uygunsuz anlatım (söylenenlere inanmamış gibi görünmek) olan yüzsuçu gibi daha bir çok içinize karamsarlık, sıkışmışlık hissi verecek birçok kavramı içinde barındırıyor. Tüm bu kandırmacada ve böyle bir dünyada her şeyin farkında olarak (altını çiziyorum) yaşamaya çalışan Winston.. Var mıdır peki onun gibi hisseden, gerçekliklerin farkında olan? Tüm gerçeklikleri baltalayan, insanı mekanikleştirip köle yapan bu sistemde özgürlüğün 2+2'nin 4 ettiğini haykırabilmek olduğunu savunur Winston. Peki parti Winston'u aksine inandırabilecek midir? İyi okumalar.
1984George Orwell · Can Yayınları · 2023200bin okunma