Kendisinin de dediği gibi, usul usul sönen bir mumdu Riza Bey. Kendi geçmişini herkesin geleceği yapan, eridikçe işığıyla etrafina aydınlıktan ziyade karanlık salan ve kendi sonuna hizla koşan bir mumdu sadece... Sırlar bir gün yine ortaya çıkmak istemezlerse, bunu yalnızca Kuzey ve Eylül Hanım bilecekti üstelik. Kızlarının kahramanı, karısının "sağlam adamı" Rıza Bey, tüm geçmişiyle ve dudaklarında çiğdem kokusuyla geçip gitmişti dünyadan.
Böylece, diğer tüm fanilere olduğu gibi ölüm Rıza Bey'in de kapısını çaldığında, yarım kalan her şey tamamlanmıştı artık. Tamamlanan şeylerin arasında ayrılığı da, sevgisi de, hasreti de vardı... Çünkü ölüm bir çeşit tamamlanmaktı ve zaman, en acımasız katildi.