Bir üstadın gümüş halkayı şifa sanatını öğrendiği zaman taktığını bütün dünya bilirdi ama iyileştirmeyi bilen bir adamın öldürmeyi de bildiğini herkes unuturdu.
Anlayamadığımız pek çok şeyin olduğu da bir gerçek. Yüzlerce, binlerce yıl geçiyor ve bir insan birkaç yaz ve kıştan başka ne görüyor?
Dağlara bakıp sonsuz olduklarını söylüyoruz, öyle görünüyorlar..
Ama zamanın akışı içinde dağlar yükseliyor ve düşüyor, nehirlerin yatakları yön değiştiriyor, gökyüzündeki yıldızlar kayıyor, kocaman şehirler sulara gömülüp yok oluyor. Tanrılar bile ölüyor. Her şey değişiyor.
"Bütün makinelerin bir amaç için yapıldığını hiç fark etmiş miydin?" diye sordu İsabelle'ye.
"Bazen tıpkı bu fare gibi seni güldürmek için ya da bu robot gibi sende merak duygusu uyandırmak için yapılırlar. İşte bu yüzden kırık bir makine gördüğüm zaman çok üzülürüm. Çünkü artık ondan yapması beklenen şeyi yapabilmesi mümkün değildir."
İsabelle fareyi yerden alıp tekrar kurdu,
"Belki aynı şey insanlar için de geçerlidir" diye devam etti Hugo.
"Eğer hayatta Bir amacın yoksa kırılmış ve işe yaramaz bir oyuncak gibisindir."