Ama Tarık beyin günahı ile kendininkini karşılaştırdığında, kendi günahının zemininde büyük bir aşk olduğunu görmek içini rahatlatmış, benliğini ara ara yoklayan vicdan azabından vazgeçerek hayatına devam etmişti.
Günahın azabıyla aşkın lezzetinin, bir elmanın iki yarısı gibi çakıştığı mekanın bülbülderesi’ndeki yalı olması ironikti. Bedia hanım da, Erdem bey de orada bir kez öldüler ve orada yeniden doğdular.
O yersiz tartışma sırasında, ihtiyar hekimin yüzünde gördüğü, sevmek için uzanan eli ısırmaya hazırlanan köpek ifadesi silinmiş, içini acıtan o ezik halin geri gelmiş olmasından ve adamı gene acıyarak sevmek gibi ağır bir yükün altına girmekten korkuyordu.