"Aziz can, öyle herkesin kızdığına kızan, hoşuna gidene yapışan bir iç âlem, alem değil, sahradır, ot bitmez. Bir şey istemeyen ve bir şeysiz yaşayanlara yanaşacak, yerleşecek, söyleşecek bir vadi, bir halı, sedir yapacaksın kendini. Görmüyor musun insan nedir, şu garip mahlûk nedir, bundan mı olmak, bunun güldüğüne, hevesine ortak, kızgınlığına maşa mı olmak istiyorsun? İsteme, bak sende böyle olmayacak bir toprak, bunu isteyebilecek, istediğinde buna kavuşabilecek bir memba var,"
“Mutluluk sessiz, sıradan şeylerdedir. Bir masa, bir sandalye, sayfaları arasına kâğıt bıçağı sıkıştırılmış bir kitap. Ve gülden düşen taç yaprağı ve biz sessizce otururken titreyen ışık..”
Aşk, derler ya, önce şükürle başlar; sonrası artık sevdiğinizin o koca yüreğine, insanlığına kalmıştır... İşte tam da böyle zarif, böyle derin bir hissiyatla açılış yapıyor "KUMDAN YÜREK".