Zaman (bilindiği üzere) bazen kuş gibi uçar gider, bazen sümüklüböcek gibi ilerler; ama insanın en çok hoşlandığı, onun çabuk mu, yavaş mı geçtiğini fark etmemesidir.
Ne hatırladım, biliyor musun ağabey? dedi. Bir gün rahmetli annemle tartışıyordum: “Seni dinlemek istemiyorum," diye bağırıyordu... Sonunda şöyle dedim ona: "Beni anlayamazsınız anne, ikimiz ayrı kuşakların insanlarıyız çünkü."Bu sözüme çok gücendi, bense, "Ne yapayım," diye dü- şünmüştüm, "İlaç acıdır, ama gene de yutmak gerekir." İşte sıra şimdi bize geldi, çocuklarımız onların kuşağından olmadığımızı söyleyecekler bize ve biz bu acı ilacı yutacağız.
Çar, mahkumların kendine minnet duyması için önce idam mangasına çıkarır ve sonra onları bağışlayarak cezalarını hafifletir. İşte bunun üzerine Dostoyevski’nin cezası dört yıl kürek, dört yıl da adî hapse dönüştürüldü. Bu kitapta aslına Dostoyevski’nin sürgün anılarını görüyoruz.
“hapishanemizi ve orada geçirdiğim yıllar boyunca duyup gördüklerimi açık, canlı bir tablo halinde göstermek istedim” (bkz: sf.351)
Dostoyevski’nin sürgün sonrası yazdığı ikinci roman olan bu kitap; Dostoyevski’yi anlamak için ne kadar önemliyse, okunumu da bi o kadar zor.
Kitapta bir olay örgüsü yok, bununla beraber bir sürükleyicilik yok, çoğu yerde karanlık atmosferden canınız sıkılıyor yani kısacası çok kolay bir kitap değil.
Kitapta Dostoyevski’nin yüzlerce mahpus arasında yalnız kaldığını,üst tabakaya olan nefretten kaynaklı onlara düşman görüldüğünü görüyoruz.
MUJİK:
“Fakat siz bizle nasıl arkadaş olursunuz?” Der.
Burda aklıma oğuz atayın Tutunamayanlar kitabı geldi ve kendi kendime dedim ki Dosto da bir tutunamayandı. Aristokrattı ama aristokratlara göre fakirdi ve yoksulu fakiri anlamak istiyordu bu yüzden o zümreyle olamadı, aristokrat olduğu için onu alt zümre arasına almadı hayatı boyunca bir tutunamayan oldu...
Kitap genel olarak Dostoyevskiyi anlamak için çok önemli ama amacınız Dostoyevskiyi detaylıca anlamak değilse hoşlanmaya bilirsiniz. Keyifli okumalar dilerim.