O telaşla, bırakın Paris yolunda ılık rüzgârlara taratmayı
saçlarımızı,
Sevdiğimizle doyasıya bir sohbet bile edemedik biz..
Gözümüzle saatte söyleştik hep,
Koşuşur gibi seviştik, yarışır gibi çalıştık.
Demişti ki;
“Öyle güzel bir meltem esiyor ki burada,
Portakal kokuları geliyor her yandan.
Bir sürü insan sesi var etrafımda
Ama ben seslerin içinden senin tonunu seçtim
Öyle özledim ki seni.
Sahi sen nasılsın?”
Öğrenmenin temeli kendini bilmektir. Kendini bilmek de içini keşfetmekten başka bir şey değildir. Karşımızdaki insanların tutum ve davranışları bizi nasıl görmelerini istediğimize değil, onların bizi nasıl gördüklerine bağlıdır.
Bana belki, neden kendimi öldürmeyi seçmediğimi sorabilirsin. Seni sevdiğim için. Sen varsın da ondan. Bu kendi başına öyle büyük bir şey ki ölmeme izin vermiyor. Senin sağ olduğunu bilmek için benim de sağ olmam gerektiğine göre, bu haldeki dünyada, bu dünyanın istediği hayat biçiminde yaşayacağım.