Sude Çatal

Sude Çatal
@Sudecatal
Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi
İstanbul
56 okur puanı
Aralık 2020 tarihinde katıldı
Sırça Fanus İçinde Bir Hayat
8/10
·256 syf.··
2023 4. kitabı
Sylvia Plath’in tek romanı Sırça Fanus. Öncelikle otobiyografik bir roman olmasından dolayı kitap ve Sylvia Plath’in hayatı eş zamanlı okunabilir, hatta öyle okunursa çok daha verimli olacağını düşünüyorum. Feminist okumalar arasına alınabilecek, her ne kadar günümüz feminist anlayıştan çok uzak olsa da temellerinin kişisel boyutta dürtüsel bir şekilde atıldığını hissettiğimiz bir kişilik ve roman. Tam 1950’lerin New York’u yani, patriarkal bir toplumda kadın imgesini genelleyebileceğimiz bir karakter. Sadece çocuk doğurup gelecekteki eşinin isteklerini yerine getirmekten çok daha fazlasını isteyen bir kadının sancıları ki aradığını bulamadığından aynı zamanda nevrotikliğe varan da bir hayat. Bu noktada kitaptan şu alıntıyı vermek istiyorum: “Nerede olursam olayım bir gemi güvertesinde pariste bir sokak kahvesinde ya da van goghta hep aynı sırça fanusun altında kendi eksimiş havamda bunalıyor olacaktım.” Bir başka alıntı da şu: “Sırça Fanus’un içinde ölü bir bebek gibi tıkanıp kalmış biri için dünyanın kendisi kötü bir düştür.” Kitabın ismini de alan Sırça Fanus, kendini dışarıya soyutlamayı, içe dönüşü simgeliyor. Fakat bunun yanında, kendi kafasının içinde devam eden bu döngüde, dışarıya karşı hala görünür olmak ve çaresiz hissetmek... Sylvia Plath’in annesiyle arasının kötü olması, babasına duyduğu özlem ve kocasıyla yetersiz ilişkisi. Her şey olmak isteyen ama sırf kadın diye hep o sırça fanusta ekşimiş havayı soluyan iç içe geçmiş bir karakter ve onun tek romanı. Herkese öneriyorum.
Edebiyat
Sırça FanusSylvia Plath · Kırmızı Kedi Yayınevi · 201917,1bin okunma
Reklam
İyi ki Bizimle Bitti
9/10
·376 syf.··
Beğendi
·
2023 2. kitabı
Kitabın ortasından itibaren ağlamadan duramadım. Colleen Hoover ters köşeleriyle aklıma kazınan bir yazar oldu kesinlikle. Kısaca konusundan bahsedip hemen yorumumu yapacağım. Babasının cenazesinde ondan beklenen konuşmayı yapmayan Lily Bloom, terasta otururken Ryle adında bir cerrahla tanışıyor ve aralarında bir elektrik oluyor. Aylar sonra çiçekçi dükkanı açmak isteyen Lily'nin işe aldığı kişinin kardeşi Ryle çıkıyor ve yolları tekrardan kesişiyor. Başta her şey çok güzel ilerliyor, baş karakterleri birbirlerine çok yakıştırıyorsunuz. Ryle gerçekten iyi bir insan ve ideal bir eş. -Spoiler- Derken bir gün Ryle, yaptıkları yemeği fırından çıkartmaya çalışırken eli yanıyor ve Lily de bu karmaşaya gülüyor. Ryle'da cerrah olduğundan ve elinin çok önemli olduğundan bahsedip Lily'i itiyor. Bu noktada yaşadığım şoku size anlatamam. Normalde bu tarz durumlarda tavrım çok keskindir fakat Ryle, itmesinin o anki acısıyla ve endişesiyle yanlışlıkla olduğunu söylediğinde tıpkı Lily gibi ben de ona inandım. Bu noktada bir de Atlas'tan bahsetmem gerekiyor. Atlas'la ilk defa Lily geçmişte yazdığı günlüğünü okurken tanışıyoruz. Kendisi bir evsiz ve Lily'nin çocukluk aşkı. Aralarındaki kimya çok tatlıydı, keşke böyle ayrılmak zorunda kalmasalardı diye düşünürken, onların da yolları sonradan kesişiyor. Fakat bu sırada Lily, Ryle ile birlikte ve her ne kadar geçmişte güzel şeyler yaşamış olsalar bile artık bitmiş bir ilişki ve Ryle çok tatlı diye düşünüyorsunuz. Ta ki Ryle bu günlükleri bulana ve kıskançlık krizlerine girene kadar. Gerçekten Ryle'dan bunu asla hiç beklemezdim. Gerçek hayatta keskin sınırlarla çizdiğim, en ufak bir şiddette bile hemen ayrılırım dediğim bir konuda beni bu kadar şoke edebilmeyi başarabildi. Kitabın en sevdiğim noktası da bu oldu: karşı çıktığınız bir
1000Kitap
Bizimle Başladı Bizimle BittiColleen Hoover · Epsilon Yayınevi · 20248,4bin okunma
Düşünce Çıkmazı: Bir Yazarın Hayal Gücü Ne Kadar İleriye Gidebilir?
Puan vermedi·298 syf.··
Beğendi
·
2023 1. kitabı
Colleen Hoover'la tanışmam çoğu insan gibi Bizimle Başladı Bizimle Bitti ile olmuştu. Halihazırda bilinen bir konsepte sahip olsa bile hem anlatım dilinin samimiyetiyle hem de sonunda vermek istediği mesajla oldukça yerinde bir kitaptı. Üstelik ters köşeleriyle de beni hazırlıksız yakaladığını belirtmeliyim. Fakat Verity'i okuyana kadar ters köşe görmemişim, bunu anladım. Gerek konusuyla gerek de işleniş tarzıyla sonu kesin tahmin ettiğim gibi olacak desem de hiç öyle olmadı. Asla spoiler vermek istemediğimdem üstü kapalı hangi yanlarının hoşuma gittiğinden bahsetmek istiyorum. Öncelikle Verity'nin otobiyografisinin işlenişi harikaydı. Karakterler arası farklılıklar neredeyse uçurumdu ve her birine geçişleri mükemmel sağlamış. Bir katilin, annenin, babanın ve bütün bunlara tanıklık eden baş karakterimizin olaylara verdiği tepkilerin bir aradalığı çok başarılıydı. Sanki yazar her birinin karakterine bürünmüş, sonrasında o büründüğü karakterleri "yazarlık işte böyle bir şey, istediğin kişi olabilirsin" dercesine çürütmüş; ters köşe yapmış. Üstelik bunu, (bestseller olmanın da hakkını vererek) herkese erişebileceği bir yolla sağlamayı başarmış. Kitapla ilgili yapacağım olumsuz yorumlar da var elbette. Örneğin smut sahnelerinin fazla yer kapladığını düşünmekle beraber baş karakterlerin arasındaki aşkın gereksiz olduğu gibi bir yorum bile yapabilirim. Fakat bu şekilde yapmasının nedeninin belli bir kesim okuyucuda da hitap etmesi açısından mantıklı ve stratejik buluyorum. Bu yorumumu eklerken yine de smut sahnelerinin kötü olduğunu veya olay akışına yedirilmediğini söylemiyorum, sadece fazla ve olmasa da olurdu dediğim şeyler. Hikaye bittiğinde, kendimi yormadan ama aslında ne oldu diye de düşünmeden edemedim. Güzel bir bestseller, akıcı ve merak uyandırıcı. Alın okuyun.
1000Kitap
VerityColleen Hoover · Epsilon Yayınevi · 20256,8bin okunma
5/10
·376 syf.··
2022 12. kitabı
Kafam dağılsın diye aldığım bir kitaptı. Birçok booktuber'ın da övdüğünü görmüştüm dolayısıyla bir şans verdim. Klasik çirkin kız yakışıklı erkek hikayesi olarak başlıyor roman. Arka kapağında da modern güzel ve çirkin hikayesi olduğu yazıyordu fakat sonrasında görüyoruz ki bu baş karakterimizin kuzeni Bailey'nin hikayesi... Yazar neden direkt olarak Bailey üzerinden kitabı yazmamış anlayamadım. Bütün bir romanın nasıl ilerleyeceğini tahmin etmek o kadar kolay ki sanayi tipi yazar üretmişler de o yazmış gibi hissettim. Genç yetişkin kitap okumayı sevmediğim için böyle düşünüyorum sanılmasın -ki türünün genç yetişkin olduğuna dair herhangi bir yerde bilgi yok; öyle olduğunu sayarsam bir nebze sıkıcılığını örtbas edebiliyorum- ama madem klasik bir hikaye anlatıyorsun en azından dilin bu kadar düz olmasın. Her şey oldu bittiye giden bir kitaptı benim için. Fakat yaşınız küçükse, yeni yeni kitap okumaya başlıyorsanız veya özgüven problemleriniz varsa çerezlik gider.
1000Kitap
TersyüzAmy Harmon · Yabancı Yayınları · 20172,498 okunma
Tutkunun İki Hali
10/10
·408 syf.··
2022 11. kitabı
Bende çok yoğun hisler uyandıran, aşık olduğum bir kitap. İncelemesini yazmak için oldukça heyecanlı olduğumdan hemen olay örgüsünden bahsedip bodoslama konuşmak istediğim konulara geçeceğim. Her şey Earnshaw ailesinin babasının bir gün gittiği yolculukta Heathcliff adını koyduğu altı yaşındaki çocuğu evlatlık edinmesiyle başlıyor. Evin diğer çocukları olan Catherine Earnshaw ve Hindley Earnshaw yeni gelen Heathcliff'i hor görüyor, çok kötü davranıyorlar. Bütün bu zorbalıklara karşı ise babaları en çok Heathcliff'i seviyor. -Spoiler- Sonrasında Catherine Earnshaw ile aralarında çocukluk aşkı denilebilecek bir şey başlıyor. Bir gün beraber komşuları olan Linton ailesinin evini gözetlerken köpeği tarafından yakanılan Catherine, bir müddet bu evde konaklıyor. Geri döndüğünde ise eskiden olduğundan farklı bir görünüşte, kitabın anlatıcısının tabiriyle daha hanımefendi görünüyor. Heathcliff bu değişikliğe elbette kötü yaklaşıyor fakat asıl olaylar Catherine'in Heathcliff'i sevmesine rağmen Edgar Linton'la evlenmesi ve Heathcliff'in de intikam yemini edip Uğultulu Tepeler'i terk etmesiyle başlıyor. Öncelikle bu platformda Uğultulu Tepeler hakkında okuduğum ve oldukça karşılaştığım "Böyle aşk mı olur?", "Kadınlar gerçekten sadece entrika kitapları yazabiliyor" gibi yorumlara kendi düşüncemi de eklemek istiyorum. Kanımca burada üstünde durulan duygu durumlarını "aşk romanı" başlığı altına yerleştirmek oldukça sığ bir düşünce. İnsanın aklını başından alan, gözünü karartan oldukça uç duygular tutku olarak yaşanır fakat yine hepimiz biliriz ki bu tutkular aşırılıklarından ötürü insanı bitirir. Kitaptaki bütün karakterler neredeyse nefret edilecek türden uyuzlar, iyi bile değiller. Hatta baş karakterlerimizden Heathcliff, o kadar kötü birisi ki üç kuşak boyunca süren bir
1000Kitap
Uğultulu TepelerEmily Brontë · Can Yayınları · 201857,8bin okunma
Reklam