İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı;
Önce hafiften bir rüzgâr esiyor,
Yavaş yavaş sallanıyor
Yapraklar, ağaçlarda;
Uzaklarda, çok uzaklarda,
Sucuların hiç durmiyan çıngırakları;
İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı.
...
"Savaş bitti sandığın zaman kaybedeceksin mesela, savaş hiç bitmeyecek. Batmasaydı eğer Titanik, kimse sesini duymayacaktı; yanmasaydı eğer Anka, küllerinden doğmayacaktı."
“O kitabın sonunu sen okumuş muydun?”
“Hangi kitap?”
“Gecenin Hikayesi,” diye fısıldadım ürpertiyle. Kocaman bir çınar ağacının altında, mürekkep siyahı bir geceyi üzerimize örtü yapmışken ve böylesine bir acının süzgecinden geçiyorken aklımda dönüp dolaşan şey o kelimelerden fazlası değildi
“Sonunu okuyabilen çok az kişi olmuştu,” diye tamamladı Baran sözlerimi. Ve ruhuma kazınmış bir paragraf o sayfalardan sökülüp benim gecemin üzerine bir yıldız gibi kondu.
“O kızı neden bu kadar çok sevdin anti kahraman?”
Yavaşça ona dönerek gülümsedim. Amelya Efnan, Baran Tandemir’in tek kahramanıydı.Kıskanacak yüzümün olmadığı gece yarısının kalbi.
“Kim bilir,” diye omuz silkti. “ Kitabın sonunu okusaydın eğer bilirdin ama hiçbirinizin o kızla yolun sonuna gidecek kadar cesareti yoktu. Hepiniz siktiğimin heriflerine kafayı takıp durdunu, Maya Efnan başkarakteri olduğu kitapta dahi okuyucular tarafından yalnız bırakışmış, ihanete uğramış bir zavallıydı.”
“Bence yanılıyorsun Maya’yı o heriflerden daha çok sevenler vardı. Maya kendi kendinin sonunu hazırladı.
“Sonunu okumadığın bir kitabın sonu hakkında iddialı bir yorum yapıyorsun dünyalar güzeli.” Gülümsedi.Yıldızlar yüzümü okşarken bende gülümsemek istedim.Ama bir an için gülümsemek dudaklarımda yapay bir renk gibi kalmıştı. Plastik bir renk. Sonunu bilmediğim ve asla öğrenemeyeceğim onlarca şeyden biriydi bu kitap.
“Ölecek mi?”
“Maya sonunda yenilecek mi?”
“Sen nasıl okudun o kitabı öyle?”
“Maya için ölüm bir kurtuluş olurdu, kaybetmek değil. O paragrafı hatırlasana.”
“Öyleyse bana en sevdiğin paragrafı söyle gözlerimi kapatıyorum.”
“Hep daha çok yakacaklar canını, sırf daha çok yaz diye. Onlar vurdukça daha çok yazacaksın. Daha çok. Hep daha çok. Bir gün yazamayacak kadar acıtacaklar canını, elinden kanlar sızarken