Sen, derinliği öylesine yüklen ve getir ki, her insan bu derinliği kendi derinliği sansın, şuur altında bir umut buğusu, gerçek insana rastlayacağı güvenini kaynatıp dursun. Senin derinliğinden topluma bozbulanık öyle bir cemre düşsün ki, gözüyle görmese, kulağıyla işitmese, eliyle tutmasa bile gerçeğin var olduğunu, kubbelerde çınladığını, kemerlerde bir övgü olduğunu duysun ve sezsin insan.
Çok zaman geçmeden hiçbir yerde bir hiç olacaksın, ne şimdi gördüğün herhangi bir şey olacak, ne de şimdi yaşayan herhangi birisi. Çünkü doğanın uygun gördüğü üzere, her şey değişmek, dönüşmek ve yok olmak zorundadır,şu an bulunduğun yerde sırası gelince bir başkası var olacaktır.
Gerçekten ihtiyaç duyulan şey, yaşama yönelik tutumumuzdaki temel bir değişmeyfi. Yaşamdan nr beklediğimizin gerçekte önemi olmadığını, asıl önemli olsn şeyin yaşamın bizden ne beklediği olduğunu öğrenmemiz dahası umutsuz insanlara bunu öğretmemiz gerekiyordu.