Kendini bilge sayanlardan birinin yanına gittim ve kâhine: “Bu adam benden daha bilge, oysa sen insanların en bilgesi olduğumu söylemiştin” sorusunu sorarak ihaneti sorgulamak istedim. Atinalılar, bu adamı -siyasetçilerden biriydi, adını söylemeye gerek yok şimdi- her yönden araştırdım ve onun nasıl biri olduğunu araştırırken şöyle bir izlenim edindim: Bu adam bir çok kişiye ve özellikle kendisine bilge göründüğü halde bilge değildi! Daha sonra, kendisini bilge sandığı halde bilge olmadığını kanıtlamaya çalıştım. sonunda bu adamı ve orada bulunanların çoğunu kendime düşman etmiş oldum. Oradan uzaklaşırken kendi kendime: “ Ben bu adamdan daha bilgeyim!” diye düşünüyordum. “Göründüğü kadarıyla, ikimiz de güzellik ve iyilik hakkında hiçbir şey bilmiyoruz. O hiçbir şey bilmediği halde bir şeyler bildiğini sanıyor, oysa ben hiçbir şey bilmemekle birlikte bunun bilincindeyim. Bu durumda, hiçbir şey bilmediğimi bildiğim için az da olsa ondan daha bilgeyim sanırım.
Sayfa 36 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu
Hayvan Çiftliği, insanların yönetim şeklini yargılayan bir kara mizahtır. Eşitsizlik ve zorbalık altında ezilen toplum, bir hayvan çiftliği benzetmesiyle ortaya çıkıyor. Yönetimi insan elinden alan hayvanlar (bu hayvanların her biri bir insan tiplemesi) ve onlardan daha kurnaz olan domuzlar eşitliği sağlayabileceklerini ileri sürer ancak burada da maalesef gelen gideni aratıyor :)
Kitap genel olarak Orwell’in Stalinciliğe karşı tutumunu içerse de aslında bütün ideolojiler,ilkeler, yasalar vs..temelinde “insan” faktörü olduğu kaçınılmazdır. Bu da kitabı, her döneme ve kesime karşı canlılığını yitirmeyecek bir yapıt haline getiriyor.