Betonlaşmış beyin sinirlerimin ucu duyulur duyulmaz, “İşte.” diyor, “işte bitti bu iş.Ölümle savaşmak o denli uzun sürmedi.” Şu odaya girdiğimden bu yana bu kadar ağır solumanın, solumanın ardından artık başka bir şey gelemez miydi? Ne gelebilir ki? Hep aynı çizgide boy atmak, büyümek, yaş almak, sınıf geçmek, değişmeyen kurumlarda değişmiş kişiler bulmayı ummak, tek başına değişmeyi ummak, buna inanmak hatta, hatta suçlamak ve yakınmak... Yakınmak ve bir gün, bir cami imamının sizi yönettiğine neredeyse şaşmak... Çocukları unutmak... Unutup çocukları, ölüme yatmaları bile suçlamak...