... bir yabancı benim yerimi almak üzereydi, o ben oluyordu; sığırcık kuşlarımın durduğu kafes, stereoskop, çiviye takılı gerçek süvari başlığı, yanımda götüremediğim her şey ona kalıyordu; belki de benim nesnelerle mekânlarla insanlarla ilişkimdi onun olan; zaten ben de o olmak üzereydim, hayatına ait insanlar ve nesneler arasında onun yerini alacaktım.
“Benim dünyam, benim Arz’ım bir yıkıntı. İnsan ırkı tarafından berbat edilmiş bir gezegen. Hiçbir şey kalmayana dek çoğaldık, tıkındık ve savaştık, sonra da öldük. Kendimizi yok ettik. Ama önce Dünyayı yok ettik. Benim dünyamda hiç orman kalmadı. Hava gri, gök gri, her zaman sıcak…”
Feminist, anarşist, Taoist ve Ütopyacı yazar Ursula K. Le Guin’in, kendi kurguladığı Hain evreninde geçen romanlardan birisi, “Mülksüzler” ile karşınızdayım.
Alternatif siyasi yapıların işlendiği ve “Taoizm’in” etkilerinin açıkça sezildiği ütopik bir eser. Le Guin’in eserlerinde işlediği “Bir Karamanın hem fiziksel hem de içsel yolculuğu (arketip yolculuk), kültürel varlık ve iletişim, kimlik arayışı ve tezat güçlerin uzlaşması” temaları Mülksüzler de yoğunluk kazanarak iyice kendini hissettirmiştir.
Anarşizm ve ütopyacılık temalarının ön planda olduğu eser için, eleştirmenler tarafından, “Bilimkurgu anlayışında siyasal fikirlerin tartışılması” açısından yeni bir soluk kazandırdığı yönünde olumlu eleştiriler almıştır.
Antropolojinin Le Guin’in üzerindeki etkisi “Mülksüzler” romanında da açıkça hissedilmektedir. Örneğin ana karakter Shevek, gezegenler arasında yolculuk yaparak tam anlamıyla bir kültür gözlemcisi olmuştur.
1970’li yıllarda yazılan eser, günümüz dünyasında yaşanan birçok konuyu doğru tahminlemiştir. Bu açıdan bakıldığı zamanda değerli bulduğum bir yanı var. Bilimkurgu ve ütopik eser okumayı seven okurlar için önerdiğim bu eserde, siyasal olarak zihninizde yeni ufuklar açabilecek, bilimin ve teknolojinin kullanım açısından önemini fark ettiren, saygının ve özsaygının gereklilik sebeplerini gözler önüne seren bir taraf da bulunmakta. Keyifli okumalar dilerim.