Benim âmentüm, neslimin âmentüsü, sürekli bir otokritiktir. Kendi benliğini ve varlığını, erdem ve takva açısından tartışır. En duyarlı terazilerle tartma demektir kendini bu âmentüyü kabulleniş. Hakikate erme ve bu erişi koruma bakımından sürekli bir özeleştiridir diriliş neslinin âmentüsü. Gözü bağlamak değil, bütün yönlere gözü dört açmaktır bu âmentüyü, bu âmentünün getirdiklerini yükleniş.
Bu ne korkunç fanilik kuyusu, ne korkunç! Bir ân içinde yaşıyoruz. O bir ân bir çakıntıdır, İlahi pertevden bir çakıntı, bir ışık çakıntısı! Ol, büyük oluşa geç; ve geçmeyen ânı yakala!..
İşte bütün sır, bâtınî sır...Öyleyse zaman tefekküründen alacağımız tek ders bu dünyanın bütün fanîlikleri içinde onları yenmek, zamanı aşmaya bakmak...
Zamanı aşmaya bakmak ve yaşanmaya değer hayatı bulmak! Beşerin tek davası bu...
Diriliş insanı, yaşamayı Tanrı'ya tapma amacı, Tanrı'ya tapmayı da bütün iş ve davranışlarını onun razılığına bağlama kapsamı içinde anlar.
Tanrı'yı bildiği için Tanrı'ya tapmak için, Tanrı yoluna kendini adamak için yaşar. Gücünün erdiği her alandaki tasarrufu da ancak bu amaç için olur.
O, Tanrının insanıdır, Tanrı Yolu'nun insanıdır. Gerçek özüyle dolu anlamında İslam'ın insanıdır. O sürekli dirilişin insanıdır yoksa sürekli ölüşlerin değil.