Açıkcası kitabı sevemedim. Keloğlan masallarından hallice gibi geldi. Karakterler sığ ve derinliksizdi. Dediğim gibi masal karakterleri gibi çalakalem yazılmış gibiydiler. Maalesef beğenemedim zor bitrdim.
Pir-i LezzetSaygın Ersin · April · 20232,016 okunma
80 lerin sonu 90 ların başı, Doğu Berlin'deyiz. Savaş sonrası atmosferi. Aynı şehir, sadece bir duvarla ayrılmasına rağmen doğu ve batı Berlin siyah ve beyaz kadar farklı bunu kitap boyunca görüyoruz. Bu arka planda narsisizmin sınırlarında gezdiğini hissettiğim Hans ve Katharina ana karakterlerimiz. Yasak bir aşk, büyük bir yaş farkı. Aslında sonunun başından belli olduğu o ilişkilerden. Bitmeye ve yıkılmaya mahkum. Sonlara doğru kitap savruklaşmaya başladı. Büyük zaman atlayışları bir kaç sözcükle geçiştirildi örneğin ya da ne rüya ne gerçek anlaşılmadı kimi zaman. Kitap bitince de buruk bir tat kaldı geriye. Melankolik, çoğu zaman da karamsar ama dobra bir kitap Kairos, isminin hakkını hem vermeyen hem de aslında vermediği için veren.
KairosJenny Erpenbeck · Can Yayınları · 20231,117 okunma
-Dikkat sadece kendim için yazdığım bir yazı; zira diğer okurları ilgilendirmez. -
2024 yılına Lena ve Lenu kızlarının hikayesiyle veda ediyorum. Önce Türkçe basımını okumuştum hikaye yeterince demlenip sonra da unutulmaya başlayınca aynı macerayı sil baştan İngilizce versiyonuyla devam ettim. Geçen sene serinin üçüncü kitabıyla veda etmiştim sanırım 2023'e. Geleneği bozmadım. Küçük ritüelleri seviyorum çünkü. Kitap bayıldığım maceranın son çeyreğiydi. Uzun mesafeli bir macerayı noktalamanın hazzını yaşıyorum. İniş çıkışların yoğun olduğu bu yıl gibi bir final kitabıydı. Bazı kitaplar kahramanları için bile sevilir. Sevilmesi zor oldukça sevmeye daha çok yaklaştığım Lenu iyi ki benim brilliant friendim değilsin ama uzaktan sevmek aşkların en güzeli oldu benim için. 60 yaşından sonra terk edemediğin Napoli'yi bırakıp dünyayı gezdiğini düşünüyorum. Benim için de bol seyhatli bir 2025 yılı olur umarım. Bu manifest de burda dursun. :)
Unutulmaz karakterleri olan kitaplar hep 1-0 öndedir sanırım herkes için geçerli bir yazılı olmayan kural. Fabienne’de bir istisna değil. Onu okumak büyüleyiciydi. Kitap biraz Ferrante’nin Benim Olağanüstü Akıllı Arkadaşım kitaplarını anımsatsa da beğendim. Sadece Agnes’in İngiltere macerası çok gerekli miydi? Tamam bir kırılma noktası ihtiyacı var ama bu şekilde olması haddim olmayarak gereksiz bulduğum kısım oldu. Kitapta sevdiğim kısımlar özellikle yazarın Agnes ağzından yaptığı monologlar oldu. Müthiş tespitler ve benzetmeler. Ama yine de beğenmediğim kitabın çoğunu kapsayan İngiltere macerası ve beklediğimden daha sönük finaliyle ister istemez, Ferrante romanlarıyla kıyaslayınca daha geride kalan bir okuma oldu, Kazkafanın Kitabı.
Kazkafanın KitabıYiyun Li · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20241,107 okunma
Ayı kitabını keşke hiç bir spoiler maruz kalmadan okusaydım. Kitabın ortalarından sonra başlayan malum gelişme belki, tokat gibi yüzüme çarpar ve istediği etkiyi benden de alabilirdi. Ama maalesef neyle karşılaşacağımı az çok bilerek okudum. Bir daha arka kapak yazısı okumayacağım, tekrar karar verdim. Kitaba gelirsek, sevsem mi sevmesem mi çok ortada kaldım ben. Yaratılan atmosfer ve izole durumu beğendiğimi söyleyebilirim. Onun dışında rahatsız edici olmak bir kitabı iyi yapmayacağı gibi kötü de yapmaz. Ama okuyucunun sinir sistemine dokunmak istiyorsanız da öykünün olması gerekenden çok daha iyi olması gerektiğini düşünüyorum ki o da bama pek geçmedi maalesef. Çok sevilen Duygu Hanım’ın çevirisini de bazen çok beğenemedm sanki bu sefer. Örnek vermeye inanılmaz üşeniyorum ama içinden çıkılmayan, başı sonu belirsiz cümlelerle karşılaşmak kitabın akıcılığını baltalamış gibi geldi bana.
AyıMarian Engel · Harfa Yayınları · 2023145 okunma